Türk ordusu kara, deniz ve hava kuvvetlerinin örnek iş birliğiyle Ada'ya çıkarken maç şartlarına harfiyen riayet ettiği halde Yunanlılar yine favl üstüne favl yapmışlar, Londra Andlaşması'yla Ada'da bulunan 950 kişilik alaylarını yerli Rumlarla berkiterek aynı andlaşmayla Ada'nın batı bölümlerinde dağınık ve himayesiz olan Türk köylerine saldırarak kadın, çocuk demeden öldürmüşlerdir.
Buna karşılık Türkiye Ada'ya sevk edeceği yiyecek maddelerini Türk, Rum ayırımını yapmadan dağıtacağını ilan etmiştir.
İşte iki millet arasındaki karakter farkı... İşte Batı'nın hayran olduğu şanlı Helenlerin bugünkü şüpheli torunlarının ahlakı...
Rumlar birkaç yıl önce de, katil papaz Makariyos zamanında Ada'da bir Türk kırgını yapmışlardır. Hele Türk doktorunun bir banyo içinde öldürülen üç masum ve güzel yavrusunun resimleri görenleri ağlatmıştı.
Bunu yapan millete acınır mı? Rumlara insan gözüyle bakılabilir mi? Onlar Londra'da Başbakan Ecevit'i kucaklayarak bizi kurtarsın diye gösteriş yapar ama eline fırsat geçiren Rum'un yapacağı şey Türk'ü arkadan vurmak kadın, çocuk öldürmektir. Rum demek akrep demektir. Akrep nasıl, kendisine iyilik olsun diye derenin karşı kıyısına geçiren kaplumbağa'yı sokmuş ve “ne apay m, huyum böyle” demişse, Rum da aynı şekilde Türk düşmanlığı huyu ile yoğrulmuştur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
20 Temmuz 1974 Cumartesi günü başlayan Kıbrıs askeri harekatının asıl sebebi yine aynı Megalo İdea, aynı Bizans hülyasıdır. Dünya gazeteleri, bu savaşın sebebi olarak Yunanistan'daki cuntanın maceracılığını ileri sürüyorlar. Biz aynı fikirde değiliz. Yunanistan'da hangi rejim hakim olursa olsun, Yunanistan Türkiye ile istediği dost ve müttefik bulunsun, büyük devletler ona ne kadar çatarsa çatsın, onların sabit fikirleri Megalo İdea'dır. Batı'nın şımarık ve ahlaksız çocuğu olan Yunanistan kolay başarılara alışmıştır. 1897 ve 1919-1922'de Türkiye ile, 1940'ta Almanya ile yaptığı savaşları kaybettiği, yalnız 1912-1913 Balkan Savaşı'nı kazandığı halde durmaksızın büyümüş, büyüdükçe iştahı artmıştır. Hayvan nevileri arasında bir kör sıçan vardır ki günde kendi ağırlığının iki üç misli yemek yemezse ölür. Yunanistan, galiba o kör sıçanın neslinden gelmektedir.
Hristiyanlık taassubu, Türk düşmanlığı ve eski Yunan hayranlığı do ayısıyla Yunan'ı diriltenler onun eski Yunan'la hiçbir ilgisi kalmadığını düşünmemişlerdi.
Bizans, aslında Doğu Roma imparatorluğu idi. Eski Yunan dil ve kültürünün ehemmiyeti Rum nüfusun çokluğu dolayısıyla devlet Latinlikten çıkıp Grekleşti ve Ortodoksluğun da milli din haline gelmesiyle ayrı bir milliyet doğdu.
Türkler tarafından yok edilen Rumluğun yeniden dirilmesi On Dokuzuncu Yüzyıl ortalarına doğru, Türklüğün en güçsüz zamanında İngiltere, Fransa ve Rusya'nın yardımıyla olmuştur. Hristiyanlık taassubu, Türk düşmanlığı ve eski Yunan hayranlığı do ayısıyla Yunan'ı diriltenler onun eski Yunan'la hiçbir ilgisi kalmadığını düşünmemişlerdi. Türkiye Türkleri daha Avrupa'ya geçmeden kuzeyden gelen İslav ve Arnavut yığınları Mora'ya doğru göçüp yerleşiyor, kötü idare ve sefalet yüzünden yok olan Grekler'in yerini dolduruyordu. Hatta Yunam bağımsızlığı sırasında Atina çevresindeki birçok köylerde Arnavutça konuşuluyordu.
Türkiye'nin hattı hareketi dişe diş, göze göz prensibine göre olmalı, Batı Trakya'dan ürkütülen her Türk'e karşılık İmroz ve Bozcaada ile İstanbul'dan aynı sayıda Rum ürkütülerek Türkiye'den çıkmaya mecbur edilmelidir. Yunanlılar, Türkleri hangi usul ve bahanelerle çıkarıyorsa Türklerde Rumları aynı usul ve bahanelerle kapı dışarı etmelidir.
Bu mesele Türkiye'nin bir iç işi olduğu için irili ufaklı devletlerden hiçbirisinin karışmak yetkisi ve hakkı yoktur. Böyle bir karışma olursa Türk hariciyesinin elbette vereceği makul cevaplar bulunacaktır. Bu cevaplar, hiç şüphesiz diplomatik dille olmak şartı ile, mesela Amerika'ya " sen kendi zencilerine bak", Rusya'ya " Kazaklar'dan ve Estonlar'dan, hele Kırımlar'dan ne haber", İngiltere'ye " cumhuriyet hükümeti kraliyet hükümetinden İskoçya'nın bağımsızlığını dikkate almasını dilemekle kesb-i şeref eyler" şeklinde olacaktır.
Aktif ve milliyetçi elemanlarla işleyen cesur ve zeki bir " Dışişleri Bakanlığı" bu küçük görevi başarıyla yapabilir.
Batı Trakya dediğimiz yer bizim dünkü bir iki kazamız, sayıları 90 bine inen Türkler'de dünkü fatih sahiplerinin torunlarıdır. Kendisinden koparılan ülkelerdeki ırkdaşlarla ilgilenmek ise hem bir milli ülkü işi, hem insanlık borcu, hem de şeref ve fazilet davasıdır.
GÖZLEM , 9 Ocak 1969