Hayatımda birçok şeyler daha beni korkutabilir başıma türlü felaketler gelebilirdi fakat en müthişi, onu kaybetmek ihtimali ve bunun korkusu artık yoktu.
Hayatımı düşündükçe daima kendimde seyirci haleti ruhiyesinin hâkim olduğunu gördüm. başkalarının hâlini, tavırlarını görmek, onları üzerinde düşünmek, bana kendi vaziyetime daima unutturdu.
"İnsanlar niçin yalan söylerler ve iftira ederler? Benim naçiz kanaatıma göre, iftira sade çirkin değil, aynı zamanda gülünç ve aciz bir şeydir de.
İnsan tabiatı iktizasınca (gereğince) birbirlerini kötülemek isteyenler sadece düşmanlarının hayatlarına baksınlar, yeter.
Çünkü her insanın hayatında hiçbir muhayyilenin icat edemeyeceği kadar aksaklık vardır, ve bu aksaklıklar o insanla beraber yetişmiş, büyümüş şahsi, nevi kendine mahsus şeylerdir.
Kul kusursuz olmaz, sözü sırf bunun için söylenmiş bir sözdür.
Bu hikmetin gösterdiği yoldan gidip karşımızdakini tanımağa çalışacağımız yerde iftiraya kalkmak,
âdeta pazar malıyla giyinmeğe benzer. "