Büyüdüğünde ara sıra kafayı her şeyin ters gitmeye başladığı anı bulmaya taktı; sanki o anı donduracak, bir agarın içinde koruyup amfide sınıfın önüne çıkaracaktı: Dananın kuyruğu burada koptu. Burada başladı her şey. Düşünürdü: Krakerleri çaldığımda mı? Luke'un fulyalarını parçaladığımda mı? İlk sinir krizini geçirdiğim de mi? Hiç olacak şey değil ama, beni o eczanenin arkasına terk etmesine yol açacak şey her neyse onu yaptığımda mı? Hem neydi ki o?
Acılarını geçmişini ve bu gününü kafasına takmak istemiyor, günlerini bu soruların cevabını arayarak geçirmekten kaçınıyordu. Neden olduğunu biliyordu bir kere: Başına ne geldiyse müstahaktı.
Bir takım şeyler kırılır, bazen kırılanlar onarılır, fakat çoğu durumda fark edersin ki kırılan ne olursa olsun hayat o kaybı telafi etmek için yeniden şekillenir, bazen de mükemmel olur bu şekilleniş.