Ah Martin Eden...
İncelemeyi yazmadan önce ne yazacağımı asla bilmiyorum tamamen akışına bırakıcağım.;)
Kalınlığı okumadan önce gözümü korkutmuştuSonlara doğru bazı yerlerde sıkılsam ve uzatılmış olduğunu düşünsem de genel bakarsak asla sıkıcı ve yorucu bir kitap değildi.İyiki okumuşum diyorum.
Şimdi gelgelelim konusuna:-P
Kitap Jack London'un yarı otobiyografik bir romanı.Martin Eden denizcilikle uğraşan,eğitimsiz,yoksul bir genç.Ruth ise ise üst tabakadan,eğitimli bir burjuva kızı.
Martin Ruth'a aşık olur ve artık hayatta önemli bir amacı vardır,Ruth'un ait olduğu o sosyal sınıfa yükselmek ve onlar eğitimli,saygın biri olup ona layık olabilmek.Bunun için gece gündüz çalışmaya başlar,elindeki tüm zamanı ve imkanları kullanır ve yazma tutkusunu keşfeder büyük yazar olmak ister.Ruth ise ailesi Martin'i kabul etmesi için onun düzenli bir iş sahibi olmasını ister.İşte bu kitapta Martin'in o zamanki sosyal statü farklılıklarını aşma ve saygın bir yazar olma azmini görüyoruz.Kendisinin azmine hayran kaldım.Okurken o dönem hakkında da fikir sahibi oluyoruz. Kitapta Martin Eden'in karakter gelişimini net bir şekilde görebiliyoruz.
Kendini o büyük gördüğü burjuva sınıfını tanımaya ve kendini dahil etmeye çalışırken eski sınıfından uzaklaşıyor ve sonunda aslında iki sınıftan da kendini uzaklaştırıyor.Bu durum ise onu hayattan uzaklaştırıyor... Önceden yazdıklarını önemsemeyen editörler ünlendikten sonra onu kabul etmeye,önceden onu desteklemeyen insanlar etrafında dolanmaya ve evlerine davet etmeye başlıyor.Peki neden önceden böyle davranmadılar?
Ne değişti de etrafında pervane olmaya başladılar?Çünkü Martin aynı Martin ve yazdıkları zaten önceden yazılmıştı
Sonunu okuduktan sonra içimde tuhaf boşluk oluştu:-|
Diyecek daha bir sürü şey var ama sığması için fazla uzun