— Garip şey doğrusu. Bir adamın malı demek, o adamın kendisi demektir. Mal canın yongasıdır ve mal can gibidir. İnsanın ancak malı olduğu zaman göğsünü gere gere malının üzerinde yürüyebilir, onu işleyebilir; bozulmasına üzülür, üzerinde yağmur yağmasına sevinebilir, çünkü mal, kendisi demektir. Kendisini büyük görür, çünkü mal sahibidir. İyi ürün almasa bile yine maliyle övünür. Anlıyor musun? Bunu böylece belle.
Ve ortakçı biraz daha derin düşündü:
— Ama bir adam malını görmezse, ya da malına parmaklarını daldıracak vakti olmazsa, ya da malının üzerinde yürümezse, o zaman nasıl mal canın yongası olabilir? O adam istediğini yapamaz, ne istediğini bile bilemez. Mal, insan demektir, ondan daha güçlüdür. İnsan küçüktür, büyük değildir. Yalnız insanın malları kendisinden büyüktür; insan malının uşağıdır. İşte bunu da böylece belle.