Her duygunun yaşanmasından yanayım ama belli bir süre. Her ihtimali değerlendirmekten yanayım ama eşit derecede. “Ben gerçekçiyim” deyip devamlı negatif düşünen, dünün kasvetinden, geleceğin kaygısından şu anda kaçırdıklarının farkına varamayan, sonucunu değiştiremeyeceği şeylere üzülmeyi bırakmayan, sonucunu değiştirebileceği şeyler için hiçbir adım atmayan, üzmekten üzülmekten korkup hislerini ve isteklerini yok sayan herkese saygı duyuyorum ancak böyle insanları anlama gayretinden vazgeçtim uzun bir süre önce.
Bir insanın her koşulda mutlu ve iyimser olabileceğine inanmıyorum. Toksik bir iyimserlik geliyor bana. Bir insanın devamlı mutsuz olabileceğine de inanmıyorum. Çünkü bence kişiyi dibe çeken, taşıdığı yüklerden ziyade o yükü taşıma biçimidir.
Varış noktasını sevmediğim, onca yolu boşuna geldiğimi düşündüğüm bile oluyor zaman zaman. Beni o yoldan geri döndürmeyen tek motivasyonum ise yol boyunca keşfettiğim başka bir ben oluyor. Bildiğimden daha cesur, daha güçlü, daha kırılgan belki ama daha kararlı bir ben.