Öncelikle kitap hakkında genel bilgiler verip sonrasında spoiler sayılabilecek içeriğinden söz edebilirim. Eğer spoiler almak istemiyorsanız sonuna kadar okumamanızı tavsiye ederim. İlk incelemem olacağı için bir hatam olursa şimdiden affola. O halde başlıyorum. Kitabı okurken hiç bitmesin istedim. Çok güzel şeyler anlattığı için değildi tabii ki, aksine hiç bilmediğim tarihi acıları yüzüme tokat gibi çarptığı için. Kitap şunu anlatıyordu: Maya Duran isminde 36 yaşında, İstanbul Üniversitesinde Halkla ilişkiler uzmanı olarak çalışan bir kadının hayatına bir prof. giriyor. Bu kişi hayatına girdikten sonra başı beladan kurtulmuyor ve inanılmaz gerçekleri öğrendikçe kendi hayatında da değişiklikler oluyor. Bu profesör Harvard üniversitesinden Türkiye'ye yıllar sonra ziyarete gelmiş. İsmi Maximilian Wagner. Maya, üniversiteye gelen diğer akademisyenlerle ilgilendiği gibi bu profesörle de ilgileniyor. Onu karşılamaya ve oteline yerleştirmeye gidiyor ve fark ediyor ki onları sürekli takip eden birileri var. Takip edildiklerini ve Wagner'in ajan olmasından şüpheleniyor. Bir zaman sonra onları takip eden kişiler Maya'ya gelip o adamı izlemesi gerektiğini söylüyorlar. O da neden Wagner'i izlememi istiyolar diye merak edip oğluyla birlikte onu araştırıyorlar. Araştırdıkça birçok şey öğreniyor. Bi yandan da kendi ailesindeki tarihi gerçekleri öğreniyor. Anneannesi ve babaannesinin hayat hikayeleri gibi... Bu hikayelere benzer bi hikaye Wagner'in de başına gelmiş. Kitapta şu cümle vurgulanıyordu: "Hiçbir hükümet masum değildir." Wagner bu cümleyi söyleyince Maya anlam verememişti. Wagner ise ona şöyle karşılık veriyor. "Eğer sen de bir devletin başına gelsen sen de masum kalamazdın." Maya bunun böyle olmayacağını söylese de kitabın sonlarına doğru Wagner'e hak veriyor.