Kierkegaard'a göre bize düşen, yolumuzu seçmektir. Yolumuzu
seçerken de haz ilkesine veya kurallara göre değil,
bizi gerçekten çeken nedir sorusunun cevabına göre, gerçek
ve içten arzumuza göre seçmek kritiktir. Yolumuzu bir
kere seçtikten sonra karşımıza birçok zorluk, engel ve sapma
çıkacaktır. Bazen kendimizi kaybolmuş hissedebiliriz.
Kierkegaard'a göre başımıza gelenlerle en iyi temas etme yolu
iman ettiğimiz o şeyi kaybetmeden zorluklar arasından
yolumuzu bulmaktır. İman ettiğiniz o nokta varmak istediğiniz
fener ise, denizde çıkan dalgaları da hesaba katarak oraya
doğru ilerlememiz gerekir; dalgalara küfrederek veya olmamalarını
hayal ederek değil.
Varoluşçu bakış, bizlere çok net bir resim sunar. Evet, seç:
\
tiklerim bugünümü inşa eder. Ama seçmediklerim veya öngöremeden
başıma gelenler de en az benim kadar hayatımın
mimarı. Bu durumda büyük bir çelişkiyle karşı karşıya kalıyoruz.
Ben istediğim kadar çabalasam da hayatımda işler istediğim
gibi gitmeyebilir. O zaman bırakmak mı lazım?
Uzun lafın kısası, hayatın belirsizliğiyle barışabilmek için
hem tamamen beklemediğiniz bir şekilde içine fırlatıldığınız
durumlarla barışmanız, hem de seçimlerinizin beklenmedik
sonuçlarına da ok demeniz gerekir.