Yazarımızın, konu bakımından tereddüt yaşanmaması adına kitabın isminde peşinen belirttiği gibi kitapta bir aşk hikayesi anlatılmaktadır. Lakin ben de peşinen söylemeliyim ki, bu aşkın sürekli imkansızlaştırılması, kitabın ortalarından sonra beni bunalttı. Aradan 20 yıl geçiyor tam kavuşurlar diyorsunuz, hemen araya bir engel giriyor 2 yıl daha geçiyor. Görece kötü karakter hakikati açıklama kararı alıyor "tamam artık kavuşuyorlar" diyorsunuz hoop aradan 5 yıl geçiyor. Bunca yılın ardından ana karakterler karşı karşıya geliyorlar "tamam artık önlerinde bir engel kalmadı" diyorsunuz bu sefer yan karakterlerden biri ana karakteri öldürüyor. Yanlış anlaşılmasın, beni bunaltan mutlu son görme temennim değildir. Bundan öte, aradan geçen uzun yılları düşününce içimde oluşan huzursuzluktan rahatsız oldum. Ömürleri heba olan 4 tane genç, en azından biri mutlu olsaydı diye bekliyor insan. Hepsi kendince en hakiki aşkı yaşıyor, hepsi kendince mutluluğu hak ediyor. Yeri geliyor kurban olmaya talip oluyor, yeri geliyor hiç düşünmeden kurban ediyorlar.
Özetle söylemek isterim ki, bu kitabı aşk ile yeni tanışmış kardeşler keyifle okuyabilir, kitapta ziyadesiyle aşk tanımı mevcut. Ancak hakikatte aşk böyle yaşanıyor yanılgısına düşmesinler sakın, özellikle de içinde bulunduğumuz bu çağda. Belki de yazarın sonunu bu derece elemle bitirmesinin sebebi de bundandır, böyle bir aşk hayal etmeyesiniz diye.
Beni bunaltan diğer hususlardan biri de, yazarın diğer kitaplarından aşina olduğumuz, romanı tarih ile buluşturarak anlatması ve hem lezzetli bir roman sunup hem de bilgilenmenizi sağlaması özverisinin bu kitapta zayıf kalması. Yine detaylı araştırmalar yapılmış, dönem ve padişah hakkında herhangi yanlış bir bilgi mevcut değil fakat dediğim gibi bu hususlara çok az yer verildiğinden