"Yok edebildiğimiz ama yapmaya muktedir olmadığımız herhangi bir şey, bir anlamda, kutsaldır ve onun hakkındaki tüm 'açıklamalarınız' gerçekte hiçbir şeyi açıklamaz."
"Descartes gelenekle bağlarını kopardı, her şeyi bütünüyle temizledi ve her şeyi bizzat kendisinin bulacağı şekilde yeniden başlamayı üstlendi. Bu kibir türü Avrupa felsefesinin 'üslubu' oldu. Maritain'in ifade ettiği gibi 'her modern filozof bir Kartezyendir, kendini mutlaktan yola çıkmış ve insanlara yeni bir dünya kavramı getirme misyonunu yüklenmiş olarak görür.'"
Bir içgüdünün, Tanrı'ya neden ihtiyaç duyduğumuzun cevabı, ya da en azından cevap bulmaya çalışanı. Belki de bizi -insanı- farklı kılan da tam olarak budur. Kendinin farkında olma hali. Ne de olsa insan, yaşadığının da bir gün öleceğinin de farkına varmaya muktedir tek canlı. Evrene ve içinde bulunan her şeye hükmetme hakkı olduğunu sanan, Tanrı'nın yerine geçmeye çalışan fakat her seferinde yerle bir olan insan. Yoğun, düşündürücü ama isminin hakkını veren bir kitap. Muhteşem.