İnsan belli bir yaştan sonra kendine değer,bilgi katacak insanlarla birlikte durması, öyle kitapları okuması gerektiğini anlıyor. Zaman ilerledikçe zamanı daha verimli nasıl kullanırım diye düşünüyor...
İnsan dediğimi şey orta zekalı ve iki ayaklı bir yaşam formu; evrenin çok ıssız bir köşesinde yer alan küçük ve sulu bir gezegende, büyük ölçüde yanılsamalarla dolu bir varoluş sürdürüyor.
…ama çocukken tacize uğramamış. birinin sonradan tacizci olması imkânsız. Kimse kötü doğmuyor.
Winnicott'ın dediği gibi: "Bir bebek annesinden nefret edemez; önce annesinin ondan nefret etmesi gerekir." Bizler bebekken saf birer süngeriz, boş birer kâğıdız. İhtiyaçlarımız en temel şeyler: yemek, kaka yapmak, sevmek ve sevilmek. Ama doğduğumuz ve büyüdüğümüz ortama bağlı olarak bazen bir şeyler yanlış oluyor.
Işkence edilen, taciz edilen bir çocuk gerçekte hiçbir zaman intikam alamaz çünkü güçsüzdür ve savunmasızdır. Ama hayal dünyasında intikama dair fanteziler geliştirebilir. Öfke de korku gibi tepkiseldir.
Yetişkin hayatının kökleri, bütün sebepleri ve ardından gelen seçimleri burada gömülüydü.
Bazen bugünün cevaplarının neden geçmişte yattığını anlamak zordur.