Kalbimin tam ortasında kaybolmayan bir his var. Düşmanca bir his. Uysalca bekliyor en güzel anılarımı yıkmak için. İnsan en çok yıkımdan zevk alır demiş filozoflar. Zirvede yıkmak vardır. Sonrasında insanlar ikiye ayrılırlar. Zevk aldıkları yıkımı daha da yıkarak zevk alanlar, yıkılan ne varsa onu tekrar imar etmeye çalışarak bu zevki sürdürenler.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir yıkıntının içinde öylece kitaplara dokunmak anlamsızlıklardan anlam beğenmek gibiydi. Kitaplardan vazgeçemiyordum. Şair olduğumu unutmamak için belki de. Ya da insan olduğumuza dair elimizde deliler olsun diye.
İnsanca yaşamak insanın en büyük ağırlığı. Bu yüzden insanlar ağırlıklarını bırakarak ilerlemeye çalışıyorlar. En sonunda insan diye bir varlık kalmayıncaya kadar yüklerini atarak yürüyorlar.
Kalplerin sertleştiği, vicdanların taşlaştığı, yüzlerin karardığı bu coğrafyada küçük keşiflerin ağırlığını taşıyamaz hale geliyordu insan. İnsan olduğunuzu hatırlatan, kalbinizi kımıldatan her şeyden hemen kurtulmak istiyordunuz.