ibrâhim kudsî

ibrâhim kudsî
@Kuduslununbiri
yaşamanın, görmenin ve sevmenin hakkını verebilmek için yaşıyorum. kutlu ve mutlu eylesin.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
yeni bir insanla tanışıyorsun… bakıyorsun dış görünüşler harikulade erkekler filinta, kadınlar ahu gibi. bir konuşuyor ki Türkçe öğrenmiş ecnebiler misali. düşünceleri Türkçesinden de kötü, dinlere sallayıp burçlara inanıyor, duaya inanmayıp manifestliyor… tabi başkasının neye inandığı beni ilgilendirmiyor diyemeyeceğim, bu mankafalarla aynı toplumda yaşamak, gerek yürürken gerek trafikte gerek evimde beni bayağı bir ortama çekerek bayağılaştırdığı ve bu toplumda çocuk yetiştireceğim için beni ve neslimin geleceğini de etkiliyor. hayata dair zevkleri herkesle aynı ve herkesle aynı olan şeyi, herkesle aynı yerden paylaşıp herkesleşmeyi iyi sanıyorlar. tabi kimin neyi, ne sandığı da beni ilgilendirir çünkü gün geçtikçe bu virüs herkese nüfuz ediyor ve her geçen gün bir şeyler daha normalleşiyor. bunları düşünürken diyorum bu acaba “geçmiş özlemiyle yeniye adapte olamayan yaşlı amca sendromu mu?” ama hayır ortada bir yeniden ziyade bir zeka yoksunluğu söz konusu ve bu ortamda zeka başka bayağı şeylerle ölçülüyor.
ibrâhim kudsî
ezanı dahi duymak istemeyen itlerle berâber yaşadığımız bir çağa vardık, sen bu vatanı bu itlere bırakma yâ rabbî.
Şiirin Ufku "kur'ân'ın araplar arasında mütedavil arapçaya rağmen, yeni bir dil olarak var olması, ona muhatap olan ashâbın bu yeni dille adeta büyülenmesi ve onu kendileri için de bir ifade ve anlam imkânı olarak kuşanmaları neticesinde kurdukları yeni dünyanın anıtsal yükselişi, böyle anlaşılmalıdır."* bu husūsu türkce üzerine de düşünmeli. ahmed yesevî'nin, yusuf has hâcib'in, yûnus emre'nin, dede korkut'un yazıp söylediği, söyleyip yazdığı yeni türkce kur'ân'ın, hadisin ve en eski töre ile oluşan yeni islam kültürünün oluşdurduğu dildir. belki de bu yüzden bugün hâlâ kazakları kırgızları özbekleri anlamak pek az bir çaba gerekdirirken altayları tuvaları yâkutları anlamakdan bize pek bir pay düşmez, neredeyse başka bir dil öğrenmekdir yapdığımız. törelerimiz farklıdır, dolayısıyla türklüğümüz ve türkcemiz de farklıdır. sibir hanlığının kurucuları olan şeybânîleri (bugün özbekler arasında anılırlar.) anlarken sibirya'nın halkı olan yâkutları, altayları, tuvaları pek anlayamamız ve onların da bizi anlayamaması üzerine düşünülesi bir şey değil midir?
Dil
ibrâhim kudsî
*(shf. 77)
Fikrim de, kalbim de, yüreğim de bu çağı temsil etmiyor...
Hislerim
ibrâhim kudsî
çünki bu çağ hakkı hakka teslîm etmiyor.