Mihemed

Davul Zurna ile Kürdçe kurs açtılar, davulsuz ve sessiz kapattılar Reformları reddetmiyoruz. Ancak reformlara kendi 'şer'imize göre bakıyoruz. Bazı arkadaşlar Kürdçe kurslara reform gibi baktılar. Davul zurna ile Kürdçe kurslar açtılar. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir ulus kendi topraklarında kurslarla kendi dilini öğrenmiş midir? Kürdistan'da Kürd olmayan Kürdistanlılar için Kürdçe kurslara ihtiyaç vardır, Kürdler için değil. Örneğin Kızıltepe'de Kürdçe kurslar açılsa ve buradaki Türkler gidip Kürdçe öğrense doğrudur ve de gereklidir. Ama Kürdistan'da Kürdlere Kürdçe kursunu reform gibi değerlendirmek yanlıştır. Dil konusunda bir reform talebi olacaksa bu, Kürdistan'da Kürdçenin resmi dil olması, eğitim dili olmasıdır. Ulusal taleplerin ayran mertebesine inmemesi gerekir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bunun en önemli nedeni, çok sayıdaki güç Kürdistan üzerinde birliktirler, ortak tavra sahiptirler, ama Kürdler özgürlük için Kürdistan'da birlik değiller. Kürdistan'a karşı birlik olanlar kimlerdir? 1916'da Sykkes Pîccot anlaşması yapılmış. Bu anlaşma İngiltere ve Fransa arasında yapılmış Rusya da katılmıştır. Bu üç devlet Kürdistan topraklarını kendi aralarında paylaşmışlar. 1917'de, Rusya SSCB olmuş ve bu anlaşmadan çekilmiş. İngiltere ve Fransa bu anlaşmayı sürdürmüş. 1923'te Lozan anlaşması ile bugünkü sınırları çizmişler. İngiltere ve Fransa Kürdistan'ın parçalanması için Kürdlere karşı birlik olmuşlar.
1926'da 3 anlaşma yapılmış (bir süre önce Dema Nû'da da yayınlandı). Bir tanesi Türkiye ile İran arasında, birisi İngiltere eliyle Türkiye ile Irak arasında, bi tanesi de Fransa eliyle Türkiye ve Suriye arasında yapılmıştır. Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması adıyla yapılan bu üç anlaşmanın dikkat çekici en önemli özelliği Kürdlere karşı olması ve Kürdleri devletsiz bırakmayı hedeflemesidir. Her üç anlaşmada kararlaştırdıkları bir konu şudur: Sınır boylarında kargaşa çıkaran aşiretlere karşı ortak tavır alacaklar, yani Kürdler sınırın hangi tarafında ulusal hak talebinde bulunursa hep beraber tepesine binecekler.
Sabahattin arkadaşın da söylediği gibi, grubumuzun 'şer'i Kürd ulusun kendi topraklarında kendi kaderini tayin etmesidir. Biz bu şeriatla dünyaya, toplumlara ve devletlere bakıyoruz. 'Şer'imize uygun olan bizim için meşrudur, 'şer'imize uygun olmayan bize göre gayrı meşrudur.
Eğer bir ülkede yaşayan bir ulus kendi kaderini kendisi belirleyemiyorsa orada demokrasinin varlığından bahsedilemez.