Yine Hazret-i Ali(ra) bildiriyor:
"Resûl-i Ekrem Hazretleri bir gün bana, 'Ya Ali! Hiç kimseyi ayıplama. Cimri olma. Güleryüzlü ol. Herkese ikram et, cömert ol. Mü'min, yumuşak yüzlü ve cömert olur. Münafik, kaba ve herkesi kötüleyici olur. Ümmetimin cömertlerinin günahları güneşin buzu eritmesi gibi eriyecektir,' buyurdu."
Hazret-i Ali'nin(ra) bildirdiği bir hadis-i şerifte Resûlullah(sav),"Yâ Ali! Yalnız Rabbinden ümid edici ol. Günahından başka bir şeyden korkma. Sana bilmediğin bir şeyi sorduklarında, Allah u Teâlâ bilir, demekten utanma," buyurmuştur.
Resûlullah, Hazret-i Ali'ye bazı vasiyetlerde bulunmuştur.
Hazret-i Ali(ra) bildiriyor:
"Resûlullah (sav) bir gün bana, 'Yâ Ali! Sana beşyüz koyun vermemi mi, yoksa din ve dünya kuruluşuna sebep olan beş kelimeyi öğretmemi mi istersin?" buyurdular. Ben, 'O kelimeleri isterim ya Resûlallah' dedim. Bir dua öğrettiler. Ya Rabbi! Günahımı affet. Hulkumü geniş eyle. Kazancımı temiz kıl. Verdiğin rızka kanaat edici eyle. Beğenmediğin şeye nefsimi meylettirme,' buyurdu.
Sonra, “Yâ Ali! Sonu üzüntü ve ağlamak olmayan hiçbir sevinç, neşe yoktur, buyurdular."
Abdurrahman b. Zeyd şöyle diyor:
"Babam bana, 'Birine bir şey ihsan ettiğinde, selamının o kimseye ağır geldiğini fark edersen, mahcup etmemek için ona selam verme,' derdi."