Azaghal

zavallım
Jander, İlmater'in Mucizesi'ni duymuştu. Bazen inançlı bir rahibi büyük acı içerisindeyken, şehitler tanrısı ortaya çıkıp rahibin yerine geçerdi. Kesinlikle sık rastlanılan bir şey değildi ama elf, böyle bir mucizeye Gideon'dan daha fazla layık olan birini düşünemiyordu. Kılıcını kınına sokup, şiltesinin üzerine koyan Jander, kollarını iki yana açarak arkadaşına doğru yürüdü. Gideon yüzünde kocaman bir gülümsemeyle onu yarı yolda karşıladı ve kuvvetli sarılışıyla neredeyse ikiye bölüyordu. "Ah, tanrılara şükürler olsun, şükür-" Jander'ın duaları, etini olduğu kadar ruhunu da parçalayan ateşten iki nokta boynuna gömüldüğünde, acı dolu bir homurtuya dönüştü. Yakıcı acı midesine kadar indi ve sanki atardamarındaki iki noktacıktan ruhu çekiliyormuş gibi hissetti. Elf, hayal meyal, kendi kanının boğazından aşağı süzülerek mavi tuniğini lekelediğini hissetti. Gideon'u itmeye çalıştı ama çok güçsüzdü. Elleriyle, rahibin geniş göğsünü etkisizce ittirdi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zavallı çocuk bok yediğini farketti
Yaratık, Hickey'in bedeninden ayrılan ruhu içine çekti. Fakat daha sonra yaratık hapşırdı, homurdandı, geri çekildi, koca kafasını sanki kirlenmiş gibi salladi.Sonra dört ayak üstüne inip Cornelius Hickey'in manzarasını terk etti.
Hickey bu cesedin sevgili arkadaşına ait olduğunu açıklamak istedi; bu ceset iyi korunmalıydı ki o,kalafatçı yardımcısı Hickey olarak değil, sonradan kazandıgı benligiyle arkadaşının sevgili gözlerini iyileştirip ona bir gün hayat üfleyebilsin. Yaratık aniden, hatta hiç hesapta yokken, Magnus'un kafasını yedi.
Ancak Magnus'un ağzı kapanmayacaktı. Hickey, ne o beyaz gözleri kapatabilirdi ne de adeta donmuş kandan oluşan bu kalın nehri kırabildi. "Üzgünüm, canım," diye fısıldadı. "Ama biliyorsun ki bana bu şekilde dik dik bakılmasından hoşlanmam." Gözleri yuvalarından çıkarmak için geminin bıçağını kullanmıştı. Daha sonra onları uğuldayan karanlıgın içinde uzaklara fırlatıp attı. Nasılsa Magnus'u geri getirdiğinde bunları tekrardan yerine takacaktı. Sonunda, onun emriyle, fırtına dindi. Uğultu durdu.
Arkadaşının ölüm Uykusu Hickey'i pek rahatsız etmedi; çünkü ne zaman istese Magnus'u geri getirebileceğini biliyordu. Ama kanlar içindeki açık ağzı, sonsuzluğa bakan o gözleri ve donmuş kan şelalesi, Tanrının sinirlerini bir iki gün oynatmaya yetti. O sabah uyanmak zor oldu. Özellikle gözlerin soğuktan donup da beyaz, buzlu ve kırpılmayan yuvarlaklar haline gelmesinden sonra.
Deli aq·Kitabı okudu