Türkçe baskısı olmasına rağmen yer yarılıp içine giren ve o baskının asla bulunmadığı, bulunsa bile çok pahalı olduğu o muhteşem kitap. Dan Simmons bu eserinde Sör John Franklin’in hüsranla
Yıllar önce okuduğum ve bir arkadaşıma verdiğim, ancak geri dönmeyen bir kitap. Çok beğenmiştim ve saklamak isterdim. Ya da en azından elden ele dolaştığını bilsem kederlenmezdim.
Kutuplarda geçen, kimi zaman gotik özellikler barındıran ilginç bir olay örgüsü vardı.
İlk yüz sayfada resmen sıkıldım. Çok fazla betimleme, çok fazla karakter ufffff. 700 sayfalık bu kitap böyle giderse bitmeyecek falan derken kendimi kutuplarda sıkışan Terör gemisinde buldum.
Kuzeybatı geçidini bulmak için kardeş gemi Erabus'la birlikte yola çıkmıştık. Buzlar erimezse kurtuluş imkanı, bu buzların da eriyeceği yok. Üstelik buzulda gemicilerin Terör adını verdiği ne olduğunu nerden geldiğini anlayamadığımız bir yaratık bizi teker teker avlıyor. Çok açım çok üşüyorum ve çooookkk korkuyorum.
Umarım parmaklarımı, ya da hayatımı kaybetmem.
Halbuki ne büyük beklentiyle başlamıştım kitabı okumaya... Uzun, karlı, karanlık ve korkutucu bir okuma olacaktı bu... "Uzun" kısmı hariç, söylediklerimin yarısını bulabildim maalesef...
Sevgili kitap okur arkadaşlarım sizlerin karşısına öğle bir kitapla çıkıyordum ki aklınızı başınızdan alıp kanımızın her damlasını donduracak kadar da ürpertici bir eser. Öncelikle kitapda çok fazla karakter olması ve ilk 150 sayfasına kadar bir kısmının kısa ve öz geçmişi detaylı şekilde anlatilmasiyla geçiyor. Bu biraz siz okuyucularını hep böylemi devam edecek endişesiyle karşılaşabilirsin.Fakat sayfalar ilerledikçe kendimizi kitapa kaptiriyorsunuz. Konusu ise1840'lı yıllarında iki İngiliz donanmasına ayit araştırma ve keşif gemileri olan Terör ve Erebus'sun kuzey kutpunda buza saplanmasiyla başlayip son sayfasına kadar iliklerinize dondurur isıtıp tekrar donduracak kadar ürpertici. Eksi 80 derecede hayatda kalma mücadelesi ve iki geminin tayfalarini dışarıda tek tek avlayan bir canavar. Beni en çok üzen olan ise Terör gemisinden Teymen John Irving vahşice öldürülmesi Aynı şeklide de sevinmen ise acımasızca cinayetler işleyip sonrada onları yiyen Terör tayfasindan Cornelius Hickey'in ölmesine çok sevindim. 150 kişilik iki gemi murabatından tek bir kişi hayatta kalıyor Oda Terör gemisinden kaptan Yüzbaşı CROZIER . Gidecek bir yer yok kurtuluş yok. Hayatta kalmak için yaşamalısınız. Okuduğum muhteşem eserlerden biridir Terör. Bu güzel eserin okumama vesile olan
1800'lü yılların ortaları. İngiliz donanması 2 keşif gemisi ve 129 adamla Grönland ve Kanada arasında 'kuzey batı geçidi' olarak bilinen bir rotayı bulmak için keşfe çıkıyor. Şans o ki o yıllar kışın en sert geçtiği yıllar oluyor, iki gemi arka arkaya buza saplanıp kalıyor. Kuzey Kutup dairesinde iki gemi, 129 adam ve buzda gezinen o yaratık...
Simmons ilk 150 sayfada okuyucuyu tabiri caizse tokatlıyor; birbirine benzeyen isimlerle onlarca yeni karakteri, bir geçmişe bir şimdiye giden hikaye akışını ve rotadaki coğrafik bilgileri harmanlayıp veriyor. Bir noktadan sonra okuyucuda hazırladığı bu zeminin üzerine tüyler ürperten hikayeyi seriyor. Bu sayede hiç olmadığınız kadar orada hissediyorsunuz kendinizi.
Soğuk betimlemeleri iliklerinize kadar işliyor. Açlık duygusu tıka basa doymuş birinin bile ağzını sulandırıyor. Korku ve gerilim hissi en olmadık zamanlarda yakanıza yapışıyor. Karakterlerin iç dünyasını ayrı ayrı deneyimliyorsunuz, en zıt karakterleri bile başarıyla işliyor Simmons. Çeşit çeşit duyguyu iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir serüven Terör.
Kitabın basımı sonlandığı için bulması biraz zahmetli, macera romanlarını araştırırken denk gelip internetten ikinci eline ulaştığım bir hazine oldu benim için. 759 sayfa ile okuduğum en kalın kitap olsa da ayırdığım zamana fazlasıyla değdi, bana yepyeni bakış açıları verdi. Rahatlıkla önerebileceğim bir kitap.
Terör bir kraliyet gemisi ve aynı zamanda bir doğaüstü bir şey'in adı.
1845 yılında Sir john Franklin ve kaptan F.R.M. Crozier komutasındaki iki gemi Terör ve Erebos, mayıs ayında yola çıkar.
Pek bilinmeyen, iyice araştıran kişilerin keşfettiği muazzam bir hazine.. Türü sevenler için kusursuz bir kitap. Okuyacak olanların tüm beklentilerini karşılayacaktır..
Terör üniversite kitaplığından alıp okuduğum bir kitaptı. Üzerinden seneler geçince hikayesini tamamen hatırladığımı ama kitabın adını unuttuğumu fark ettim. Beni çok etkileyen bir hikâyesi vardı ama sonunda araya araya buldum. Herkesin okuması gereken çok etkileyici bir hikaye.
Daniel Joseph Simmons, Amerikalı bir bilim kurgu ve korku yazarıydı. Hyperion Cantos ve Ilium/Olympos döngülerinin yanı sıra, bazen tek bir roman içinde bilim kurgu, korku ve fantastik türlerini kapsayan diğer eserlerinin de yazarıydı. Simmons'ın türleri iç içe geçiren eseri Kali'nin Şarkısı (1985), Dünya Fantastik Ödülü'nü kazandı. Ayrıca, bazıları sürekli karakter Joe Kurtz'u içeren gizem ve gerilim romanları da yazdı.
Illinois, Peoria'da doğan Simmons, çocukken hikayelerini dinleyenleri büyülemek amacıyla hikaye yazmaya başladı. Simmons, 1970 yılında Wabash College'dan İngilizce lisans derecesi aldı ve 1971 yılında St. Louis'deki Washington Üniversitesi'nden Eğitim Yüksek Lisans derecesi aldı.
Simmons kısa süre sonra kısa öyküler yazmaya başladı, ancak kariyeri 1982 yılına kadar pek ilerlemedi. O yıl Harlan Ellison'ın yardımıyla Simmons, Ellison'ın “dünyanın en iyi bilim kurgu yazma atölyesi” olarak gördüğü Milford atölyesine davet edildi. Simmons, Ellison'ı akıl hocası, arkadaşı ve tam zamanlı yazarlık kariyerine devam etmesinin nedeni olarak görüyordu. Simmons'ın “The River Styx Runs Upstream” adlı kısa öyküsü yayınlandı ve Twilight Zone Magazine öykü yarışmasında birincilik ödülünü kazandı. Ellison'ın menajeri Richard Curtis, Simmons'ı müşterisi olarak kabul etti. Simmons'ın ilk romanı Song of Kali 1985 yılında yayınlandı.
1989 yılına kadar ilkokul öğretmenliği yaptı.
Simmons, 21 Şubat 2026'da Colorado, Longmont'ta geçirdiği felcin komplikasyonları nedeniyle 77 yaşında hayatını kaybetti.