Matmazel

Matmazel
@LadyVendetta
Ağaçlara, denizlere, kuşlara kalacağız...
Seni sevdim,
Seni sevdim, Seni birdenbire değil, usul usul sevdim "Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil Nasıl yürür özsu dal uçlarına Ve günışığı sislerden düşsel ovalara... Susuzdu, suya değdi dudaklarım, seni sevdim Mevsim kirazlardan, eriklerden geçti, yaza döndü Yitik ceren arayı arayı anasını buldu Adın ölmezlendi bir ağızda benden geçerek Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi. Seni sevdim, Sevgilerim senden geçerek bütünlendi. Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar Ve onların yoğun boyunlu kadınları Düz gitmeden önce, ülkeyi bir baştan bir başa Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce Köprüler ve yollar; tahviller, senetler hükmünde dışa açılmadan önce, içe açılmadan önce, kapanmadan önce, Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz... Senet senet satılmadan önce Şirketler, vakıflar, ocaklar kutsal kılınıp
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Devam ettirin...
Deli gibi yaşıyoruz. Deli gibi yalnızız. Deli gibi kuşkuluyuz. Deli gibi meraklıyız. Deli gibi öfkeliyiz. Deli gibi safız. Deli gibi kandırılıyoruz. Deli gibi kandrıyoruz. Deli gibi susuyoruz. Deli gibi aşağılanıyoruz. Deli gibi aşağılıyoruz. Deli gibi yaşamak istiyoruz. Deli gibi ölümü arzuluyoruz. Deli gibi ölümden korkuyoruz. ...
1000k
Her Eudossia'lı halının sabit düzenine bakarak, kendi özel kent imgesini, kendi bunalımını düşünür ve arabesklerin arasında gizlenmiş bir yığın yanıtı, kendi yaşamının hikayesini, kaderin cilvelerini bulabilir orada.
Sayfa 140 - kentler ve gökzyüzü
insanoğlu Mars'a taşındığı gün
Bauci sakinleri ile ilgili üç varsayım var: Dünya'dan nefret ettikleri; ya da onu her türlü temastan kaçınacak kadar saydıkları; Dünya' yı kendilerinden önceki haliyle sevdikleri ve de dürbün ve teleskoplarını aşağıya çevirip kendi yokluklarını hayranlıkla seyrederek, tek tek her yaprağı, her taşı, her karıncasıyla, bıkıp usanmadan onu inceledikleri
Sayfa 121 - kentler ve gözler