“Siz aslında onu sevmediniz, kendi balinanız olduğu için sevmek istediniz. Adını Aydın koydunuz, değil mi? Onun adı Mişa olsaydı ne çıkardı? Hiç adı olmasaydı ne olurdu? Ama siz o zaman beyaz balinayı böyle sevmezdiniz. Onun adını Aydın koydunuz, sizin olmasını istediniz, o zaman sevebilirdiniz. Oysa Aydın size gerçek sevgiyi anlattı. Onu olduğu gibi kabul etmenizi, böyle sevmeniz gerektiğini anlattı. Asıl şimdi onu sevmeniz gerekiyor.”
“Oyuncaklarla oynamayan, onların büyülü dünyasından uzaklaşan bir insan asla şair olamaz; şiir adını verdiği dizeleri alt alta kurabilir, ama onların arasından bir şair asla göz kırpmaz okura. Şair yüreği ancak oyuncakların koruduğu bir ortamda büyüyebilir. Oyuncaklar, muhafızlarıdır şairin...”