Adı:
Kule Canbazı
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
162
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944887953
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Nâzım sayısız dostlarından biri olarak, Pablo Neruda'yı ziyaret etmeye karar verir. Ne de olsa, Neruda onun evine gelmiş, yanında da armağan olarak kırmızı renkte bir kadeh getirmiştir...
Avrupa'daki bir arkadaşına telefon açar ve ondan Neruda'nın adresini ister. Bu istek, bir gün bile yaşamaz yorgun yüreğinde; çok değil, ertesi gün sırtı duvara dayalı bir şekilde yere oturur ve kalakalır öylece!..

Son nefesinde, yıllardır uzak kaldığı memleketini görme arzusuyla, Neruda'ya gitme isteği el ele tutuşur böylelikle.
Daktilosunun iç cebindeki küçük bir kâğıt parçasında, el yazısıyla yazdığı Neruda'nın adresi durmaktadır hâlâ...
O daktilonun tuşlarına dokunan parmaklar, Nâzım Hikmet'in parmaklarıdır!...

Pablo Neruda 1971 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış...
Kimin umurunda!?...

Nâzım Hikmet'in daktilosunun iç cebinde adresinin çıkmasından daha büyük bir ödül olabilir mi?
(Tanıtım Bülteninden)
Sunay Akın'dan okuduğum ikinci kitap oldu ve tarzı sanırım bu şekilde. Araştırmalar sonucu oluşan bilgiler, küçük unutulmuş anekdotlar.

Eser sayesinde genel kültürü genişletebilir, bilmediklerinizi veya yanlış bildiklerinizin doğrularını öğrenebilirsiniz. İlk kez duyacağınız ve şaşırtıcı bilgilerle " hadi ya ! , vay canına ! " diyebilirsiniz.

Araştırmaya iten ve öğretici bir kitap. Kısa kısa bölümlerle anlatılmış öyküler. Dili gayet akıcı. Yararlı ve okunulabilir bir eser. Tavsiye edilebilir.
Sunay Akın ın ilk defa bir kitabını aldım elime...hem çocukluğum geldi aklıma hem de tarihin bilinen bilinmeyenleri arasında kayboldum. Yapılan araştırmalar oyuncaklar temel alınarak sunulmuş biz okurlara. Çeşitli eserler, eserlerden alıntılar kitabı daha ayrıcalıklı kılmış. Kitap hem tarihten hem çocukluktan(oyuncaklardan) hem şiirlerden hem şairlerden her şeyden nasibini almış. Güzel bir potpori dinledim diyebilirim bu kitabı okuyarak....
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.355 Oy)19.118 beğeni43.558 okunma3.020 alıntı183.619 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.756 Oy)13.465 beğeni34.667 okunma3.445 alıntı146.603 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.922 Oy)8.881 beğeni26.417 okunma2.688 alıntı115.236 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.582 Oy)8.861 beğeni28.815 okunma850 alıntı140.169 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.317 Oy)9.283 beğeni25.744 okunma1.844 alıntı119.269 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.678 Oy)5.784 beğeni19.738 okunma848 alıntı101.620 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.598 Oy)9.104 beğeni25.442 okunma1.572 alıntı127.245 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.500 Oy)7.908 beğeni21.454 okunma4.030 alıntı129.930 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.008 Oy)5.421 beğeni17.387 okunma1.008 alıntı60.394 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.485 Oy)8.074 beğeni22.886 okunma849 alıntı90.196 gösterim
Küçük şeylerin ayrıntıda ne kadar büyük olduğunu gösteren bir kitap, bir çırpıda Sunay Akın ile bitmek istemediğim sohbetimizin hazzı ile kitabı bitirdim.

Kitap, anlatılacak çok şey bıraktı arkasında.

Tek olumsuz eleştirim; kendi görüşümdür. Güncel siyaset çok tarzım değil, o yüzden bir iki paragrafı doğru veya yanlış söylense de görmezden geldim.
Ne söylenebilir ki, Sunay Akın klasiği işte, araştırma, araştırma. Genel kültür anlamında size katkıda bulunacak bir kitap. İlk defa duyacağınız, eksik bildiğinizi fark edeceğiniz geçmişte yaşanmış yaşamlar ve olaylar.
Sunay Akın tarzıyla üslubuyla yine büyüledi,anektodları okurken Sunay Akın'ın soru tonlamasını,sesini kalınlaştırıp canlandırmalarını duyabiliyorsunuz.
İlginç bilgilerle bezenmiş, çok güzel anlatımı olan muhteşem bir Sunay Akın kitabı daha.
Oyuncak müzesi kurmuş bir zat-ı muhterem olan Sunay AKIN bu kitabında oyuncakların dünyası var.Hikayeler yaşanan hayatın anılardan alınmıştır.İçtenlikli yapısını bütün sayfalarda hissettiğimiz bu kitap İlginçlikleri içinde saklıyor.İyi okumalar dileğiyle....
Sunay Akın ve onun kitaba aktarmis oldugu essiz yorumu.. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Tarihe adını yazdirabilenlerin hayat hikayelerini anlatıyor. Ve bunları da kaynaklardan , görgü taniklarından yola çıkarak elde ediyor. Sunay Akın'a teşekkur borçluyum ćünkü beni yine hayal kıriklığina uğratmadı bu eseriyle. Fakat başıma gelen şanssız olaydan bir baskasinın nasibini almasini istemem. Bu yüzden uyarımı yapayım. Bu kitabı kesinlikle " Kültür Yayınları" baskısından okumayın. Çünkü 120.sayfadan sonrasında baskı hataları var bunu da sayfa numaralarına bakarak anlayabilirsiniz. Keyifli okumalar..
Yaşanmış gerçeklerin belki de hiç bilinmeyen, kimsenin dikkat etmediği yönlerini öyle bir yazmış ki, okumadan geçilmiyor. Anlatımı anlaşılır, sade ve açık.
Kule Canbazı’nda yer alan 35 gerçek hikayede sadece oyuncaklardan bahsetmiyor. İlginç yaşam karelerini sunduğu kişiler, çoğunlukla ya ünlü, ya değeri sonradan anlaşılmış ya da hiç anlaşılmamış, tanınmamış ama tanınması gereken kişiler. Pek çok farklı sanat alanında ün yapmış sayısız kişi ile ilgili hiç bilmediğimiz yönler, anılar ve gün yüzüne çıkmamış anektotlar aktarıyor bize. Hasan Ali Yücel, Cahide Tamer, Muhsin Ertuğrul, Nazım Hikmet, Selim Sırrı Tarcan, Michelangelo, Orhan Veli ve sayısız edebiyatçı, sanatçı, yazarla karşılaşıyorsunuz yazılarda.
Anlatılan olayın kahramanının kim olduğu ile ilgili sürprizi de en sona saklıyor hep yazar. İnce ince yeriyor bazen, şaşırtıp gülümsetebiliyor da. Sizinle samimi bir sohbet havasında anlatıyor
Yazıların bir kısmında ise yazar oyuncaklardan ayrı duramıyor tabikii (bu kısmı çok sevdim ) ve geçmişten günümüze oyuncaklar çevresinde dönüyor hikayeler. Zamanında yasaklanan oyuncakları da öğreniyoruz kitaptan, Orhan Veli’nin uçurtma sevdasını da. Saray oyuncaklarını da, oğlan çocuklarının oyuncak silahlarla olan çelişkisindeki farklı fikirleri de ayrı bakış açısı sunuyor insana
Yazar “Daktilo’nun İç cebindeki Şair” başlıklı yazısında Nobel Edebiyat Ödüllü Şilili şair Pablo Neruda ile ilgili anektotlar sunarken, Neruda, oyuncaksız büyümüş bir çocuğun içindeki eksikliğe dikkat çekiyor, insanın içindeki çocuk yanını ömür boyu yitirmesinin yoksulluğunu da büyükken bile oyuncaksız kalmasına bağlıyor Neruda.
Araştırmaya iten ve öğretici bir kitap. Kısa kısa bölümlerle anlatılmış öyküler. Dili gayet akıcı ben beğenerek oldum Yararlı ve okunulabilir bir eser. İyi okumalar
Oyuncak ve insan kalbi çok benzer birbirine. Bazen tamiri olmaz ikisinin de...
Sunay Akın
Sayfa 144 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Yalnızca güneş mi; uçurtma da, doğudan yükselmiştir. Çinli rahiplerin ruhlarla buluşup gelecekten haber vermek amacıyla gökyüzüne saldığı uçurtma, denizciler tarafından Batı’ya götürüldüğünde bir oyuncağa dönüşür.
Batı’da oyuncak, bilimin öncüsüdür. Gökyüzünün öfkesi olan yıldırıma uçurtma sayesinde tasma takılır, evcilleştirilir. Bu tasmanın adı “paratoner” dir ve uçurtmanın ipi Benjamin Franklin’in elindedir. Elektriğin bir akım ve enerji olduğunu keşfeden Franklin, bilimin yolunda yeni bir kapı açmayı başarır. Bunu da uçurtmasına bağladığı bir anahtarla yapar!
Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim?
Kitaplar yalnızca kralların adını yazar.
Yoksa kayaları taşıyan krallar mı? ..
Sunay Akın
Sayfa 24 - Brecht
Oyuncaklarla oynamayan , onların büyülü dünyasından uzaklaşan bir insan asla şair olamaz.
"Eğitim, bilime dayandırılmaz ve yeniliklerden uzak kalırsa, yıkanmayan bir ayağa dönüşür ve içine sokulduğu terliği de kokutur."
Demek ki, çocuklara alınan çok pahalı oyuncaklar onlar için bir şey ifade etmiyor. Onlarında istedikleri tek şey ilgi ve sevilmek, bunlar olduktan sonra onlar için bir kağıt parçası bile büyük bir oyuncak olabiliyor."
Sunay Akın
Sayfa 110 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kule Canbazı
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
162
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944887953
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Nâzım sayısız dostlarından biri olarak, Pablo Neruda'yı ziyaret etmeye karar verir. Ne de olsa, Neruda onun evine gelmiş, yanında da armağan olarak kırmızı renkte bir kadeh getirmiştir...
Avrupa'daki bir arkadaşına telefon açar ve ondan Neruda'nın adresini ister. Bu istek, bir gün bile yaşamaz yorgun yüreğinde; çok değil, ertesi gün sırtı duvara dayalı bir şekilde yere oturur ve kalakalır öylece!..

Son nefesinde, yıllardır uzak kaldığı memleketini görme arzusuyla, Neruda'ya gitme isteği el ele tutuşur böylelikle.
Daktilosunun iç cebindeki küçük bir kâğıt parçasında, el yazısıyla yazdığı Neruda'nın adresi durmaktadır hâlâ...
O daktilonun tuşlarına dokunan parmaklar, Nâzım Hikmet'in parmaklarıdır!...

Pablo Neruda 1971 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış...
Kimin umurunda!?...

Nâzım Hikmet'in daktilosunun iç cebinde adresinin çıkmasından daha büyük bir ödül olabilir mi?
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 167 okur

  • pinar unsal araz
  • Melih Yıldız
  • Buket taşdan
  • Mehmet Akif Özkan
  • Seda Bera
  • Arın Konca
  • Berkay Türkgülsün
  • Yunus Alptekin
  • Ayşegül’ce bişeyler
  • Varan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.6
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%15.4
25-34 Yaş
%41
35-44 Yaş
%29.5
45-54 Yaş
%9
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46
Erkek
%54

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.1 (12)
9
%19.2 (10)
8
%38.5 (20)
7
%13.5 (7)
6
%5.8 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0