yaşadığımız hayattan alacağı varsa yaşanmayanın
ne anlamı kalır yalnızca yaşadığımızı hatırlamanın
kimse tanışacak kadar uzak değilse birbirine
dur, yine senden yakınını bulamazsın kendine
şiirden daha siyah bir şey olmalı kelimelerde
yoksa küfür kafiyeli söylenecek şehirde
sesini gölgeden çek, kül gibi yoksul kalsan da
güneşin altında mırıldanacak şeyler bulunur hala
bakmanın sonu yok gözlerin nereye yetişebilir
dünyada sadece körlerin gözleri temiz kalabilir
yeni doğanın kulağına fısıldayacak neyimiz var
vakitsiz gidenin ardından dökecek neyimiz var
hepimizin yerine balkondan düşeni hatırla
şiir bazen öyle de çarpabilir hayata
ne gam gazel olmuş olmamış, şikayet sayılsın da!
veda şehri kimindir, geldi bizi yurt tuttu
evvel asude göründü sonra şımarık durdu
ruh semtine kayıtsız çok talip çıktı aşka
merhametle çağrılan acıyarak unuttu
ıssızdık söylenmedik, suç iken işlenmedik
kimse küsmek bilmedi, şehre kelime doldu
peri bulduk gönlümüze katlandık bir fasıl
ne periymiş kalbimizde kırılacak taş buldu
gölge imiş yoldan çıkmış gövdenin gurbetinde
ötekine benzemeye çok anahtar uydurdu
'bense fakir derviş' gibi bilindik yoksulluğa
ten hırkadan uçtuysa, bu şiir bir yokluktu
kimse gelmedi yokluğa, elimizde şu gazel
bu kadar çok mu kaldık, bizde kimler kayboldu
eksiği bende yitiren masum veda buyurdu