Hırkamı hala ilk okuldan kalma saf bir duyguyla, sevdiğim kadının hırkasının üzerine asıyorum.
Dudaklarımın değmediği dudağının imkansızlığını, hırkamla hırkanın sardığı omuzlarına sarılıyorum.
Kokunla avunuyorum.
Merhaba arkadaşlar!
Burayı pek yakın zamanda keşfettim lakin çok geç bir zamanda ayrıca!
Artık karanlığın benim aşılmaz bir şey olduğu bu zamanlarda, tanımadığım bir yazarın hiç duymadığım bir kitabına denk geldim. Benim içime attığım ne varsa, kağıda dökmüş adam. En sonunda ne yapmam gerektiğini de yazmış, en iyi fikri vermiş ve en doğru kararı sunmuş.
Maalesef artık sizinle, bu yaşamın ihtişamlı iğrençliğinde olmayacağım lakin size benim "işte bu" dediğim bir dizeyi de size bırakacağım.
Beni anacak olursanız bir gün işte bu dizelerdir veda konuşmam!
.
.
Belki de bu tavanın hayatımda ki yeri, bir urganın asılmasıdır sabaha karşı bir vakitte, ayağımın altına almışken bir tabureyi!
Bitmeyecek bir karanlığı artık içimin en ince dehlizlerinde hissediyorum
Belki de yarın doğacak güneşin bana yetecek sıcaklığı yoktur ve belki de gün benim için aydınlanır birşey değildir artık!
.
.
Kitabı ve yazarı hiç bilmezdim, bilseydim şayet çok daha evvel ederdim bu vedayı kendime.
Hoşça kalın