"Zavallı!
Senin de diğer hemcinslerin gibi bir kalbin ve sinirlerin var. Neden onları gizlemeye çalışıyorsun ki? O gururun Tanrı'nın da gözlerini kör edemez ya! Böyle yapmakla Tanrı' yı, burnunu sürtüp inleyeceğin ana kadar sana eziyet çektirmesi için kışkırtmış olmuyor musun? "
Beni bir roman kahramanı gibi görüyor, onu bir adanmışlıkla sevmemi ve sınırsız bir hoşgörüyle üstüne titrememi bekliyordu. Benimle ilgili olarak yarattığı muhteşem tabloya öylesine inanıyor ve hayalindeki yanlış izlenimlere göre davranmakta öylesine diretiyordu ki, onu aklı başında biri olarak göremiyorum doğrusu.
Ama o da sonunda beni tanımaya başladı sanırım.
Ah!
Tekrar o yarı vahşi, gözü pek, özgür küçük kız olabilseydim! Haksızlıklar karşısında çılgına dönmek yerine, onlara gülüp geçebilseydim. Ben neden bu kadar değiştim ki? Bir iki sözcük karşısında, neden kanım kaynıyor ve zıvanadan çıkıyorum?