_ Peki saçma olmayan ne?
_ Kişilik ... Ben. Her şey, evren bile benim için yaratılmıştır.
Bakın dostum, dünyada hâlâ mutlu olunabileceğine inananlardanım. İnançların en güzelidir bu, çünkü buna inanmayan yaşama gücünü yitirir, kendi kendini zehirlemek zorunda kalır.
İşittiğime göre budalanın biri öyle yapmış.
...
İnsan her adımını mezardan uzaklaşmak için atar. Yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır. Nitekim her nefesini hayatını uzatmak için alır. Yine her nefeste hayatından bir nefeslik zaman azalır.
<Gel ey fasl-ı bahârân mâye-i arâm ü hâbımsın
Enis-i hâtırım, kâm-ı dil-i pür-ıztırabımsın>
Gel ey bahar mevsimi, sen benim huzur ve uykumun özüsün;
düşüncemin arkadaşı, acılarla dolu gönlümün lezzetisin.
Köylümüz darda kaldığında elini havaya açar, havaya bakar, havaya konuşur. Ama ürünü topraktan, toprağı işleyerek, toprağın kahrını çekerek alır. Bitkilerin, ağaçların kökü topraktadır, havada değil. Din kitaplarında, kökü havada olan ağaç resimleri vardır. Oysa kendi dayanağımız kendi topraklarımızdadır. Hava havadır. Umut dışta değil, içtedir. Umut kendi toprağımızda ve kendi halkımızdadır.
Bir ağacın gölgesinde ağaç yetişmez. Yetişse bile o ağacın gölgesinde kalır, kendini bulamaz. Kendini küçük gören, kendi öz gücüne, kendi işçisine köylüsüne, kendi siyasetine ve siyasal önderlerine, kendi sanatçısına, kendi kültürüne dayanmayan, umudunu dıştan gelecek yardımlara bağlayan bir halk, kesinlikle ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal boyunduruktan kurtulamaz.
Sözün kısası devrim yapamaz...
Yapsa bile devrimini yaşatamaz.