Kişi ne zaman akl-ı meâdına kavuşur, ne zaman nefisle akıl arasındaki farkı birbirinden ayırır ve ne zaman kalbi fark ederse ancak o zaman o kişiye aşktan bahsetmek lazım gelir.
" insanlar hislerinin mahkûmudur. Akıl, hissiyatın emrinde memurdur. Âlim Allah'ın razı olduğu doğru hislere sahip olan zâta denir."
Bu sözler hayatın gerçeği değil midir?