Enise Tankişi

Enise Tankişi
@Lebrizl
16 Ağustos 2004
14 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Felaket onları birdenbire değiştirir; bir șeyler onarılamayacak șekilde bozulur ve zaman düzensiz ve kaotik bir sekilde akıyor gibi görünür. Belirsizlikle dolu gelecek ızdırap yaratır ve geçmeyen geçmiş onları rahat birakmaz: En derin duygusal hafizada panikle sabitlenen travmatik deneyim tekrar tekrar geri gelir ve âdeta yangins canlı tutar. Pandemi zamanlarında bu deneyim tüm dünyayı içine alır. Birkaç ay önceki hayatımıza dönüp baktığımızda yıllar geçmiş gibi hissederiz. Üstesinden geldiğimizi sandığımuz en zor günlerde yaşanan korku, enfeksiyonlar yeniden büyümeye baslar başlamaz değişmeden geri döner. Endișeyle kendimize geleceğin nasıl olacağını sorarız; değișen ve belki de asla eskisi gibi olmayacak birçok seyi şimdiden ölçmeye başlarız "Zaman zıvanadan cıkmış. Ne kara talihim varmıs ki bana düşüyor onu düzeltmek.* Hamlet bu cümleyi söylediğinde, trajedinin geri kalanını kaplayacak olaylar zinciri zaten net bir sekilde çizilmiştir.
Sayfa 11
Reklam

Enise Tankişi

, bir kitap okudu
Puan vermedi·448 syf.·
2026 1. kitabı
Michael Ryan
9/10 · 24 okunma
Bauman'a göre tüketim dünyası büyüsünü korumak için, diğer rekabet biçimlerinden farklı olarak özgürleşmektedir. İnsanlar arası çekişmenin varlık ve güçten ayrışarak sembollere yüklenmesi, bu özgürleşmeyi ve sistemin devamlılığını garanti altına almıştır. Buradan hareketle bir mal ve/veya hizmetin kullanım değerinin ötesinde önemli kılan şey nesnenin simgesel değerinin artık tüketim kavramının ana karakterini temsil etmesidir (Bauman, 2016:81,82)
Nietzsche insanın şeylerde onlara kattıklarından başka hiçbir sey bulamayacağını savunmaktadır (Eagleton, 2015:90) Ancak bugünün modern bireyi tüketim toplumunda kendi benliğini doldurmada nesnelere yönelik kattığı anlam değeri farklılaşmıştır. Artik nesnelere sadece biz anlam vermemekteyiz; nesneler de kimliklerimize sirayet eden gücüyle bize anlam katmaktadır.
Tüketim toplumunda birey var oluşunu kavramada ve hayata dair tavır belirlemede yalnız kalmıştır. İdeolojilerin hayata dair sunduğu düşünsel kalıplar kırılmıştır. Toplumsal anlatıların bireye sunduğu sorumluluktan kaçınma hususundaki konfor kaybolmuştur. Din, gelenek ve ideolojilerin bireyi talihsizlikler karşısında motive edici dili yerini, her sorunun sorumluluğunu yüklenmek zorunda kalan birey anlayışına bırakmıştır (Bruckner, 2006:34). Bu açıdan bakıldığında modern birey huzursuz bir ideoloji çağında yaşar. Bu ideoloji kendi arzusunu besleyen, kendine özgü ama bir o kadar da herkesle benzer olmayan kitlesel bir ideolojidir. Çünkü kendi kendini yaratma iradesi ağır ama güçlü bir özgürlüktür. Talep edilen bu bireysel özgürlük talebi, tüketim toplumunda manipüle edilerek salt bir özgürlük arayışından uzaklaştırılmıştır. Özgürlük, tüketebilme özgürlüğüne evrilmiştir,