Bir hikayedeki en tehlikeli, riskli şey: anlatıcının kendisi olabilir mi? Alice Feeney'in Güzel Çirkin isimli eseri; Grady karakterinin eşi Abby'nin ortadan kaybolması ve bu olay sonrası Grady'nin bundan bayağı etkilenip satış temsilcisi Kitty'nin onu rahat kitap yazabilmesi için gönderdiği adada yaşanan olayları ele almakta.
Eserin başlangıç noktası güzel. Yani bir kişinin ortadan esrarengiz bir biçimde kaybolması polisiye bir eser için ideal bir başlangıç.
Kitapta bazı gazete haberlerinin görsel sunumunu beğendim.
Bununla birlikte kitabın sonunda önceki bölümlerde yer alan kelimelerle okura bir şifre oluşturulması eserin en iyi noktasıydı bence. Spoiler olmaması amacıyla hangi bölümler ve kelimeler olduğunu söylemiyorum ama bu kısmı bayağı beğendim.
Kitapta gündelik ve sade bir dil kullanılmıştı. Kitabın temposu dengeliydi. Karakter sayısı hikaye kurgusu ile dengede, yeterliydi. Kitapta çok fazla bölüm var. Bazı bölümler 2-3 sayfa. Bir polisiye eserde 2-3 sayfalık bölümlerin okumayı sekteye uğratabileceği kanısındayım. Bazı bölümler okurun hikaye içerisinde ilerleyebilmesi, ısınabilmesi için biraz daha uzun olması gerektiği fikrindeyim.
Kitap kapağında bir ada görseli yer almakta. Olayların aslı ve bir çoğu adada geçtiği için kapak seçimini yerinde buldum. Bunun haricinde kapakta iki tane -sanırım- ünlü yorumu var. Her ne olursa olsun ben kapakta herhangi bir kişinin yorumunu görmeyi doğru ve hoş bulmuyorum. Kapaktan sonra iki sayfa yorumlara yer verilmiş. Kapaktaki iki yorumda oraya alınabilirdi bence.
Kitapta eleştireceğim bir nokta ise olay kurgusu. 312 sayfalık bir polisiye/gerilim yapıtta neredeyse hatta 200 belki daha fazla sayfa yaşananların gerçek mi yoksa Grady'nin delüzyonlarımı olduğunu ayırt etmeye çalışmakla geçti. Bu yapılabilirdi ancak bunun
Alix'in aksine, Nathan yaşarken acıyla tanışmıştı. Annesi, o on iki yaşındayken ölmüştü. Küçük kardeşi, Nathan yirmi sekiz yaşındayken, Alix onunla tanışmadan sadece iki yıl önce intihar etmişti. Nathan ise acı ve kederden kurtulmuş, kendine güzel bir hayat kurmuştu.