Çiğdem Küçükakalın

Çiğdem Küçükakalın
@Leo84
Tasarımcı
İzmir
3 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
Doğru

Gizdeş

@Gizde
·
Kendime bir itiraf
Tanı koymaya alışık değilsin ve bunu yapmak da istemiyorsun. Seni rahatsız eden, seni duygulandıran, seni korkutan ama bazen de coşturan şey başkalarının aniliği değil, aksine, bunun bir değişim olmadığı, hiçbir şeyin değişmediği, -bunu ancak bugün bilsen de- öteden beri böyle olduğunun duygusu, o belirsiz ve ezici duygu; çatlak aynadaki bu yüz senin yeni yüzün değil, maskeler düştü sadece, odanın sıcaklığı onları eritti, uyuşukluk onları yerinden söktü. Doğru yolun, güzel kanaatlerin maskeleri. Bugün artık pençesine düşmüş olduğun şey hakkında yirmi beş yıldır hiç mi bir şey anlamadın? Kendi tarihinde hiç mi çatlaklık, zayıf nokta görmedin? Ölü zamanlar, boş geçtiler. Geçici ve yürek parçalayıcı o arzu, artık bir şey duymama, bir şey görmeme, sessiz ve hareketsiz kalma arzusu. Saçma sapan yalnızlık düşleri. Körler Ülkesi'nde başıboş dolaşan, bellek kaybına uğramış biri: geniş ve boş sokaklar, soğuk ışıklar, bakışın şöyle bir değip geçeceği dilsiz yüzler. Sana ulaşılamazdı asla.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu doğru ben çok geç gördüm hala söyleyemediklerin var
Gönderi kullanım dışı
Wat be

Ebruuliii.k

@eKchuahh
·
geçen gün tanrı ile konuştum. ne düşündüğünüzü biliyorum. konuştuğun kişinin tanrı olduğunu nereden biliyorsun? açıklayacağım, ama şunu söyleyeyim, sorduğum bütün sorulara –yani hepsine- cevap vererek beni ikna etti. bütün sorularıma makul ve tatmin edici cevaplar verdi. sonunda, onun tanrıdan başka birisi olmadığını kabul etmek zor değildi. tuhaf olan şu ki; ben hala bir ateistim ve biz bu konuda bile hemfikirdik. her şey 8.20 de paddington’dan dönerken başladı. kendime cam kenarı bir koltuk seçtim, bağıran haylaz çocuklar ya da sarhoş holiganlar yoktu. oturdum, bir şeyler okuyordum ve o yürüyordu. neye benziyordu? kesinlikle beklediğiniz gibi değildi. 30 yaşlarındaydı, kot pantolon ve “hobgoblin” tişörtü giymişti. gayet sıradandı. işçiye ya da benim gibi bir bilgisayar programcısına benziyordu. “burası boş mu?” dedi. “buyrun.” dedim. oturdu. umursamadım ve besin zincirine giren genetiği değiştirilmiş yiyeceklerle ilgili yazıma döndüm. “bir şey sorabilir miyim?” bir ve ya belki iki sorudan fazla sormaması gerektiğini ifade eden bir ses tonuyla “evet” dedim. konuşacak havada değildim. “neden tanrıya inanmıyorsun?” şerefsiz! bu tip konuşmaları severim ve tanrıya inananların mantıksız inançları hakkında saatlerce konuşabilirim. ama havamda olursam! bu, 20 yaş dişini çektirmek için randevuna 20 dakika kala kapını bir yehova şahidinin çalmasına benziyor. kalmak istiyorsun. ama asıl eğlence için bile zaman yok. ve biliyordum, standart cevabımı versem cardiff’e vardığımızda hala tartışıyor olurduk. havamda değildim işte! başımdan savmam gerekiyordu. ama sonra birden düşündüm; “garip! tamamen yabancı olan bu adam, benim ateist olduğumdan –ki doğru- nasıl bu kadar emin?” eğer arabamı sürüyorken böyle bir şey olsaydı, bu kadar gizemli olmazdı. narin hıristiyan
Bilim

Çiğdem Küçükakalın

, 1000Kitap'a katıldı.