Başarmak, affetmek, büyümek hepsi şefkatin büyüsüdür. Hepsi bir takdir edilme meselesidir. Ve hepimizin yarısı almaya muhtaç kaldığımız aferinler, madalyalar, alkışlar, kupalar, ödüllerdir.
En iyisi gülümseyin . Kendinize bir aferin patlatın. Toprağa bir selam çakın. Yaraları görün, ağlayan havaları kucaklayın. An paylaşın, anda kalın. Hayallerinizi başarmayı değil, onlara dokunmayı deneyin.
Aferin bize!
Aferin size !
Sevdiklerinize bir aferini çok görmeyin. Hatta seni görüyorum desenize onlara, seni görüyor ve yaralarını kucaklıyorum. Ve beni yanında istediğin her an seninle o anı paylaşmaya koşulsuz talibim. Ya da sadece bir şarkı açın, içinizden geçen sözler olsun içinde. İkinize gelsin o şarkı.
Ve o anlarım ve gelecek hayatınızı şifası olsun . Gözlerine bakın sevdiklerinizin ve o gözlerden her akan yaşım paylaşın onlarla. Beraber amanın, beraber kahkahalara boğulmak kadar dinlendirici olduğunu hissedin. Duygularınlarınızı gizlemeyi, sırrınız değil sınırlarımız olsun beraber.
Hayatta başarmaya kafayı taktığımız ne çok şey var. Ya da o olmazsa ölürüz sandığımız. Olmazsa ölmüyormuşuz diyerek başlamak isterim. Hatta ölseler bile oluyoruz. Olmaya olmayanları affetmeye mec mecbur kalıyoruz. Bir affetmen bir de aferinin gücüyle gözlerinin içi gülen çiçek gibi insanlar oluyoruz.
Kendime hak ettiğim türden bir hayat verip veremedigim, hayatım için yeterince emek verip veremediğine dair sorular içeriden kemiriyor zihnimi belki de
İnsan aslında hep kendiyle zaten. Hep yalnız. Fakat bunu büyük bir kayıp, ve yokluk ile baş etmeye çalışmadan insan anlayamıyor. Yalnız doğuyoruz . Yalnız öleceğiz, duyması şu an her ne kadar acıtıyor olsa da.