Benim teşhisime göre bu adam ruhunu özgürlüğe kavuşturmanın özlemi içinde, ama inanç zincirlerini kıramıyor. Kendini kandırıyor: Seçim yapıyor, ama yaptığı seçimdeki adam olmayı reddediyor. Istırap içinde olduğunu biliyor, ama yanlış konuda ıstırap çektiğini bilmiyor! Benden rahatlatmamı, teselli ve mutluluk vermemi bekliyor. Ama ben ona yalnızca daha fazla ıstırap verebilirim. Onun saçma sapan ıstırabını, bir zamanlar olduğu gibi soylu bir ıstıraba dönüştürmek zorundayım.
Ruhunda sükunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir, ama hakikatin peşindeki insanlar iç huzurundan feragat edip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadırlar.
Ben de sizin gibi neden korkuların geceleri bu kadar güçlü olduğunu düşünürüm. Bunun üzerine yirmi yıl düşündükten sonra korkuların karanlıktan doğmadığını anladım — korkular da yıldızlar gibi — hep oradadırlar, ama gün ışığı onları gizler.