Ayşe SتNLت

Ayşe SتNLت
@LestuEdri
İletişim kurduğumuzda ya onu olduğu gibi kabul edip uyum içinde bir diyaloğu tercih ederiz. Ya da onu kabullenmeyip bir savaşı başlatmış oluruz. İnsanların tabiatıyla savaş yaratanla savaş demektir. Oysa değişmesi gerekenin hep karşımızdaki kişi olduğunu düşünürüz. Bizce biz en mükemmel, en doğru, en merhametli en güzel ahlaklıyızdır. Ben aynasında gördüğümüz bizi öylesine yanıltır ki, karşıdaki insanı olduğu gibi, tüm renkleriyle kabul etmek bize zor gelir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şimdilerde açık sözlü olmakla, edebe mugayir davranmak karıştırılır oldu. Açıkça edebe aykırı davranışları, "Ben açık sözlüyüm" kisvesi altına gizler olduk. Elbette açık sözlü ola cağız, doğru konuşacağız, hakkı hakikati savunacağız. An cak açık sözlü olmakla edep arasındaki sınırı karıştırıyorsak, bunun adı açık sözlülük olmaz. Ne yazık ki saygısızlık olur. Doğal olmak, her içinden geleni söylemek, "Edep sınırları nı aşıyor muyum?" diye düşünmeden içimizden geleni oldu ğu gibi koyuvermek, gönül kırgınlığından başka bir sonuç ge tirmez.
-Neden hep siyah giyinmişsin? Tek elbisen bunlar mı? -Libas bedendeki tendir. Senin çok mu tenin var? Dışım gece olsun ki içimin güneşi belli olsun.
İnsanın toprağı aşk şebnemi ile yoğruldu. Ruhun damarına aşkın neşteri vuruldu. Ondan bir damla aktı. Ve ona da "gönül" adını verdiler.
Yanı başındaki toprak kokusu içine içine işler gülün. Gül benim. Gül, sevdasızlığa mahkum olmuş gonca, sevda güle meftun olsa da sadece sevgili, maşuk. Gül sevdaya, sevda da güle vurgun.