"Ruh nasıl şey, hiç anlamam." dedi Dadı.
"Ruh, derin bir muamma, muhteşem bir saray bana göre. Onun da kapıları, pencereleri var. Bazen ıssız denizlere benzetirim onu. Orada çok şey saklıdır. Bu ıssız ve karanlık bir deniz bazen yutar beni. Derin denizlerin dibinde ışıldayan cevherler vardır. Ruhun da öyle cevherler saklı hazineleri vardır ki ancak iyi bir eğitimle elde edilir. Eğitimsiz ruhların cevherleri yosun tutar ve gözükmez çoğu kez."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Baştan ayağa bir şaheserdir insan. Onu keşfetmek gerekiyor. Akıl denen hazineyi keşfetmek ise boyun borcumuz bizim. Kalp ince, ruh derin, akıl yücedir."
Belkis'a göre insan eğitilmeye muhtaç bir varlıktı, kutluydu ve kıymetliydi. İncitmeden ve örselemeden kararınca verilen bir erkiple içindeki güç ortaya çıkardı. Kıvamı sevgi, kalitesi sağlamlık, karakteri asalet, kaidesi mantık olan bir çizgide çok şey elde edilebilirdi. Ufku sınırlanmış insan kendini keşfedemezdi. Kendini keşfedemeyen insan hiçbir zorluğu aşamazdı. Onu dar dairelere hapsetmek, mahiyetini çürütmek demekti. En kıymetli hasletler ondaydı.
"Rubülhali çölü kadar ıssız ve nefessizim. Sinsi bir ejder gibi ensemde soluyan ölüm gerçeği karşısında çaresizim. Ne akıl ne de zenginlik onun gelmesine engel değil. Silip süpürecek, alıp götürecek yakında hepimizi. Şu kahrolası boşluk neden yakamı bırakmaz ki? İç sıkıntım ne gün dinecek? Aradığım nedir benim? Mal, mülk, saltanat... Hiç biri huzur verici değil. Ölmemek ve yok olmamaktır arzum. Zaman bir değirmen gibi önüne gelen her şeyi öğütürken ruhum mor bir kelebek gibi mavi göklerin ötesine uçmak ister. Sonsuza dek yaşamak, cehennem bile olsa orada var olmak isterim."
"Bu ne dehşetli bir hiçliktir. Gidişi durduramam. Gideni döndüremem. Bu kahredici boşluk hiçbir şeyle dolmaz, hiçbir şeyle avunmaz. Amansız bir illet!"