Hayata her şeyi dönüştürebilen ya da her şeye ilham olabilen bir bakış açısıyla bakabilmek, dünyadaki kimsenin sana veremeyeceği ya da senden alamayacağı bir hediyeydi.
Belki de aşk insanın hayatına, atına binmiş parlak bir şövalye gibi gösterişle ve ilhamla gelmiyordu. Belki de eski bir arkadaş gibi sessizce yaklaşıyor, ilk başta kulağa bir şiirden çok düzyazı gibi geliyordu; ta ki ani bir ışık sayfaların üzerine düşüp de ritim ve müzik el ele verene kadar. Belki de ... Belki de aşk güzel bir arkadaşlığın ardından doğal bir şekilde gelişiyordu; tıpkı altın kalpli bir gülün yeşil kılıfından sıyrılması gibi.