sinan

sinan
@Letta
2 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı

sinan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·272 syf.·
129 günde okudu
·
2018 5. kitabı
Christopher Lascelles
7.9/10 · 56 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

sinan

, bir kitap okudu
8/10
·328 syf.·
50 günde okudu
·
2018 4. kitabı
William Poundstone
7.1/10 · 56 okunma
Ayrıca Mekke müşriklerinin hemen her birinin kendilerine has/özel kitap ya da sahifeler indirilmesini istemeleri, bilinenin aksine o ortamdaki okuma yazma oranının söze dayalı bir kültürde yeterince önemsenmemesine rağmen düşünülenden daha fazla olduğuna işaret eder. Üstelik söz konusu ilkelliğin görüntüsü konumundaki putçuluk, zannedildiği gibi sadece bir taşa tapma fiili de değildir. Her put, arkasında esrarlı (gizemli) ya da yarı açık bir düşünce taşır. Bu düşünce, saf anlamıyla bazen bir ideolojiyi içerebileceği gibi, süslenmiş ilkeler altında bir menfaat beklentisini de barındırabilir. Hatta bu sembolün oluşmasına kaynaklık eden sâikler incelendiğinde ekonomik, sosyal ya da siyasi bir arka planla karşılaşılır. Nitekim günümüzde de bu arka plana sahip pek çok putlaştırılmış şey bulunmaktadır. Risâletin başladığı ilk yıllarda, Kâbe’de bulunan üç yüz altmış küsur putun her biri aslında bir kabilenin sembolündür. Mekke site devleti, her kabilenin kendi putunu Kâbe’de temsil etmesine izin vererek kendi çapında bir nevi “Birleşmiş Kabileler Pazarı” oluşturmuştur. Bu temsil, orada düzenlenen panayır ve Pazar türü faaliyetlerle ticari ve siyasi olarak Kureyş’in liderliğini pekiştirmektedir. Bu sayede müşrikler, ortak kültürel bir mirasın sahibi olarak geçmiş atalarıyla aralarında bir bağ kurduklarına ve bu şekilde toplumsal birlik ve bütünlüğü sağladıklarına inanmaktadırlar. Onlara göre İbrahim (as)’ın tek tanrı anlayışını kabul etmek bu pazarı kaybetmek yani aç kalmakla aynı anlama gelmektedir. Zira sembolik olarak bir putun anlamı, mevcut yapının asla vazgeçilemez olduğuna işaret eder. Aslında put; İnsan zihninin ürettiği totem, Sahte ya da sanal ilah görüntüsü, Beklenti ve tutkuların altında yattığı örtü, Aldatmak kastıyla şahsi çıkarları
Puta Tapmak
Kur'an'ın indiği dönemdeki "put" anlayışının taşa-toprağa tapma şeklinde anlaşılması, farkında olmadan nüzul ortamını fazlasıyla iptidai(ilkel) kılmaktadır. Cahiliye devri olarak bilinen bu ortamın kültürel ve sosyal açılardan bir hayli basit ve gelişmemiş gösterilmesinin altında Rasûlullah(sav)'ın alacağı vahyin kendisi tarafından ortaya atılmış bir bilgi olamayacağı düşüncesi yatar. Hâlbuki bu endişeye gerek yoktur. Çünkü ilahî vahiy, bütün zekâsına ve kabiliyetlerine rağmen bir beşerin elinden çıkabilecek bir üründen çok daha fazlasını ihtiva eder. İndirilmesinin üzerinden bin dört yüz sene geçmiş bir vahyin ne Allah'a aidiyeti ne de evrensel yönünün cahiliye devri şartlarıyla ispat ve izah edilmeye ihtiyacı yoktur. Bu ihtiyaç, ancak Kur'an'ın ilk muhatapları açısından söz konusu edilebilir. Ama bu güne kadar gelinen süreç, Kur'an'ın Allah'ın kelamı olarak evrensel doğruları dile getiren bir değer olduğu hususunda endişeye yer bırakmayacak kadar çok örnek sunmuştur. Hâl böyleyken cahiliye devri tasvirlerinde Muhammed(sav) ve yaşadığı çevre ile ilgili olarak çizilen çerçevenin bu basitlikten kurtarılması gerekir. Bu anlamda Mekke cahiliye devri yeterince iyi tahlil edilseydi, putlara taptığı söylenen insanların aslında sanıldığı kadar ilkel ve basit görüşlü olmadıkları bilinirdi. Nitekim Kur'an'ın nüzul ortamındaki zihin yapısının, taşıdığı muhtevayı anlamak bakımından belli bir seviyede olması gerektiği düşünülürse en azından bu seviyeye uygun bir kültürel ortamın var sayılması bir zarurettir.