Bizler bir şeye takıldığımızda onun çok yüce olduğuna ve bu yüzden hayatımızda kalması gerektiğine kendimizi ikna ederiz. Oysa bu yanılsama asıl ilgilenmemiz gerekenin kendimiz olduğunu unutturur ve tam da bu sorumluluktan kaçmamızı sağlar. Takıntılar gerçek sorunlara daima paravandır.
Çocuksu ruhunda ilk kez doğan bir sezgiyle hepimizin, şu hep mücadeleyle geçen yaşamın bazen kederli bazen neşeli hizmetkarlarından ibaret olduğumuzu kavramaya başlıyordu.
Kendi arzularını hissetmemesi güçlü bir benlik duygusunun oluşmasını engeller. İhtiyaçlarımı hissetmemem, kendi benliğimi de hissetmemem anlamına gelir. Her zaman başkalarının isteklerini yerine getiriyorsam ve ne istediğimi bilmiyorsam, başkalarına bağımlı olmak temel yaşam duygum haline gelir.