Güvensiz bağlanan çocuklar empati konusunda sorun yaşar. Anne ve babalarının onların duygularını paylaşmamaları, kendi duygularıyla olan bağlarına da zarar verir. Böylece başkalarının duygularıyla da bağ kuramazlar. Hasarlı empati duyguları onları genellikle tüm bağlanma sorunu olan insanlarda görülen tipik bir özellik olan ve eşlerinin sinirlerini yıpratan ben merkezciliğe yöneltir. Bağlanma sorunu yaşayanlar, eşlerinin duygularını hissedemezler hatta anlayamazlar bile.
Aşk ilişkilerinde gereken karşılıklı güven, bağlanma korkusu olan birinin en beceremediği şeydir. Aynı şekilde reddedici davranışlarının eşlerini ne kadar yaraladığını da hissedemezler. Sözlerinin ve davranışlarının nerelere varabileceğini ölçemezler. Eşlerinin onları şaşırtan duygusal tepkilerine anlam veremezler. Empati becerisinden yoksun olduklarından kendilerini korumak amacıyla koydukları sınırların karşılarındakini ne kadar yaraladığını fark etmezler.
Bağlanmaktan kaçınan kayıtsızların durumlarında ısrar etmelerinin diğer bir sebebi de, yaşamlarını düzene koymak için hissettikleri dürtülerin çok hafif olmasıdır. Başkalarıyla olduğu gibi kendileriyle de içsel bir bağ kuramazlar. Bağlanma becerilerini düzeltebilmek için göstermeleri gereken çabaya değmeyeceğini düşünürler. Duygularını, kendileri için bile bir şey hissetmeyecek şekilde bastırırlar. Akıl ve mantıklarını kullanarak yaşarlar. Davranışlarını değiştirmek için gerekli duygusal coşkuya sahip değillerdir. Ne derin bir yas ne de coşkulu bir sevinç duyarlar. Bu yüzden, "Kendimi umursamıyorum, seni umursamıyorum!" kayıtsız kaçınmacı bağlananlarının sloganıdır.
Tedirgin ve kayıtsız bağlananlar arasındaki en büyük fark, motivasyon boyutunda görülür. "Ürkek tavşanlar" korkudan hemen kaçarlar. Kayıtsızlar ise, korkularını kontrol altına alabilirler. Sadece bilinçli olarak bağlanma ve ilişkileri için herhangi bir fedakarlık yapma ihtiyacı duymazlar.