Leyla

Güvenilir Olmak
Yaralı bir kuş Hazreti Süleyman'a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hazreti Süleyman derviş i huzuruna çağırır. Ve sorar. "Bu kuş senden şikayetçi, neden kanadını kırdın" Derviş kendini savunur; sultanım,ben bu kuşu avlamak istedim, önce kaçmadı yanına kadar gittim yine kaçmadı ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı." Hazreti Süleyman kuşa döner; bak bu adam haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sessizce yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikayet ediyorsun". Kuş kendini savunur. "Efendim ben onu derviş kıyafetleri ile gördüğüm için kaçmadım" "Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez bunlar Allah'tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım" Hazreti Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. O anda kuş"Efendim sakın öyle bir şey yapmayın" diye öne atılır. "Neden" diye sorar hazreti Süleyman. Kuş nedenini şöyle açıklar. "Efendim derviş'in kolunu kırarsınız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın. çıkartın ki benim gibi kuşlar bundan sonra derviş diye aldanmasınlar. Hazreti ömer'den rivayet edilen hadis-i şerif'te efendimiz SAV şöyle buyurur "Kişinin namazına, orucuna bakmayın; konuştuğuna doğru konuşup, konuşmadığına kendisine emniyet edildiğinde güvenilirliğine ortaya koyup koymadığına Dünya kendisine güldüğünde, takvayı elden bırakıp, bırakmadığını (menfaat anındaki tavrına) bakıp öyle değerlendir." Kişinin namazı orucu sizi aldatmasın. Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar. Fakat güvenilir olmanın dini de olmaz... Sultan Daş
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kanserden ölen erman'ın ölmeden önce yazdığı son yazı
Hastayken yatağa girer dinlenirdim ben olmadığım zaman her şeyi kötüye gidecek diye düşünmezdim... Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım... Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim... Yerler kirlense, masa örtünün kirlense bile daha çok arkadaşımı, akşam yemeğine davet ederdim... Oturma odasında TV izlerken patlamış mısır yer, yerler leke olacak diye korkmazdım... Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım... Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım... Saçım bozulmasın diye, arabanın camını açmasını önlemezdim... Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum... TV seyrederken daha az hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim... Hamileliğin bir an önce sonu erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim. Bu o kadar nadir bir olay ki mucize gibi bir şey... Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, "asla önce git ellerini yüzünü yıka"demezdim... Onlara daha çok "seni seviyorum" ondan daha çok "özür dilerim" derdim... Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey, her dakikasını değerlendirmek olurdu... Dikkatle bak... gerçekten gör... Yaşa... Vazgeçme...
Haklı olduğum konularda bile, dayak yiyen bir çocuktum. Kimse benden cesur olmamı beklemesin!
Bir kuşu aldın iyileştirdin, sonra da uçmayı öğrettin. Nasıl ayrılacaksın? ~Ayla
Dizi/Film