Şiirleri, öyküleri, romanları, denemeleri, oyunları vs derken şimdide bu roman
Murathan Mungan bizi kimin kim olduğunun bilmediği bir dönem de Diyarbakır’da işlenen bir faili meçhul cinayetten yola çıkarak 90'ların karanlık günlerine geri götürüyor, o dönemin acı verici kimi olaylarını ve ilişkilerini anlatırken beni o günlere götürdü
1990'lı yılları yaşamış olanlar benim gibi (Tabi bu arada yaşımız da ortaya çıkıyor ya neyse. ) hatırlayacaktır.
Kitabın konusuna gelecek olursak:
Katil bindiği otobüste 995 km yol kat ederken, dört gününü, geçmişe dönüşlerle anlatıyor. Yazar gerçekle kurguyu güzel harmanlamış. Hem kendi kişisel tarihinde, onun geçmişinden bugüne taşıyan koşullar içinde yolculuk yapıyor, hem de kitapta Mungan her şeyin miladı olarak adlandırdığı 1980 darbesinden 90'lı yıllara ülkenin siyasi atmosferini okura yansıtıyor. Mungan, katilin iç dünyasına, onu katil yapan koşullara değiniyor.
Romandaki olayların ve kişilerin isimleri farklı olsa da gerçek olduğunu bazı söyleşilerinde daha önce belirten Mungan’ın “Koca Çınar” lakaplı Samet Baran karakteri ile gazeteci - yazar ve Kürt aydın Musa Anter olduğunu ve öldürülmesinden başlayarak, o dönemin bazı olaylarını konu alıyor
Romanda Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve İslami Feminist Konca Kuriş cinayetleri üstün körü de olsa, onların “Cihadın Askerleri” tarafından infaz edilmesine giden süreçten bahsediliyor.
995 km Siyasi ve toplumsal meseleleri polisiye kurguya güzel yansıtıyor. Aslında, polisiye türü gibi görünsede daha yakından bakılınca gerçekten de Fransız ‘Kara Roman’ akımına daha yakın duruyor.
Bu tür romanlarda ; Katil bellidir, cinayetin biçimi ve çözümü önemli değildir, dahası çoğu romanda kahraman suça itilen bireyin, katilin kendisidir. Cinayeti ya da suçun işlenme sürecini onun