Baba Tahir Uryan, Kürt şair ve filozof İran edebiyatının ilk yazılı kaynağı olması nedeniyle önemli bir yere sahiptir. Ömer Hayyam’dan 150 yıl, Yunus Emre ve Mevlana’dan 200 yıl önce yaşamış olan bir lehçe şairidir. Kürtlerin kullandığı lorî lehçesinde yazmıştır.
Dû beyt (ikili dize) tarzını evrenselleştirip, yaygınlaşmasında önemli rolü vardır. Onun hem felsefi hem de aşka dair söylemi bir çok doğu şairini derinden etkilemiştir. Felsefi görüşü, imgeleri ve sınırsız doğa algısı ile kendisinden sonra gelen Ömer Hayyam, Yunus Emre, Mevlana Celaleddinî Rumî, Feqîyê Teyran, Melayê Cizîrî ve Ehmedê Xanî gibi birçok şairin ilham kaynağıdır. 1880 yılında Edward Fitzgerald adlı oryantalistin bir araya topladığı 260 dörtlük Baba Tahîr divanı adıyla, önce Tahran’da ardından da İstanbul’da yayımlandı.
Baba Tâhir’in, şiirlerinde sık sık yersiz yurtsuz bir serseri hayatı sürdüğünden, tuğlayı yastık yapıp uyuduğundan, sürekli olarak sıkıntı içinde bulunduğundan söz etmesi bir kalender hayatı yaşadığını göstermektedir. “Uryân” lakabının da oradan geldiği düşünülmektedir.
Baba Tâhir İran halkı arasında şairden çok bir sûfî olarak tanınır. Şiirlerinde dünyevî aşkla ilâhî aşkı birbirinden ayırt etmek çok zordur. Yazdığı kıtalarının büyük çoğunluğu dünyevî aşkla ilgilidir. Şiirlerindeki en büyük özellik, tasavvufî eğitim görmediği için duygu ve hayallerini herhangi bir abartmaya gerek duymadan yansıtması.
Örneğin; Ömer Hayyâm yaşama zevkini ön plana çıkartırken , Baba Tâhir hayatın çilesini şiirlerinde konu edinir ve bu nedenle bedbin(karamsar)bir şair olarak tanınır.
.
.
.
.
“Genelde iyi insanlar zannettiğin kadar iyi,
kötü insanlarda zannettiğin kadar kötü değildir.
Birgün hepimiz iyiyken, başka birgün hepimiz kötü olabiliriz..”
”Tecrübe kişiye sabrı öğretir.
Rutine, akışkanlara ve mecburen birkaç şeyi aynı anda yapmak zorunda kaldığınızda,
kendi usullerinize güvenmeyi öğrenirsiniz…”