Kendime bakıyorum.
Kendi kendimin seyircisiyim ben.
Duygularım, içimdeki bilmediğim bir gözün önünden,
dışarıya ait şeylermiş gibi dizi dizi geçiyor.
Kendimden sıkılıyorum.
Her şey, hatta gizemden yapılmış kökleri bile,
sıkıntımın rengine bürünmüş!
Özlediğim hiçbir şey yok. Hayatım acıyor.
Bulunduğum yer acıyor, kendimi
bulabileceğimi düşündüğüm yer çoktandır acıyor...
“…ülkem nasılsa ben de öyle miyim? O zaman şair, Piemonte’nin toplumsal ve bölgesel kıyaslamasından ayrılmaz şekilde düşünülen, vücut bulmuş hâli olmalı.”
“—Hâlbuki çabalamak giderek daha yararsız ve değersiz hale geldi; dolayısıyla söylenecek yeni şeyler ve bu yeni şeyleri şekillendirecek yeni biçimleri bulmak için uzun uzadıya düşünüp taşınmak, aynı şeyler üzerinde ısrarcı olmamak daha verimli bir arayışı su yüzeyine çıkarıyor.”
“Anlaşılan o ki biri bizi aşağılayıp hor gördüğünde ve bize kul muamelesi yaptığında, ona bağlanır, ondan ayrılmak istemez, elini tutar ve büyülenmişcesine içimizde onu kutsarız. İnsani kardeşliğin bir önsezisi, aşağılanma ihtiyacımızın doğal olmayan bir kabulü mü bu?“