Mustafa Kemal Atatürk’e düşmanlık edenler, aslında kendi milletine düşmanlık eder. Çünkü Atatürk’ün mirası bir kişinin değil, bütün bir halkın bağımsızlık destanıdır.
O günlerde işgalciler Anadolu’nun dört bir yanını paylaşırken, bazıları mandayı, bazıları esareti savunuyordu. Atatürk ise “Ya istiklâl ya ölüm!” dedi ve milleti arkasında topladı. Eğer o olmasaydı, bugün nefes aldığımız topraklarda başka devletlerin bayrağı dalgalanıyor olacaktı.
Ona “dine düşman” diyenler, onun “Din bir vicdan meselesidir” sözünü görmezden geliyor. Oysa Atatürk, dini siyasetin kirli oyunlarından kurtardı, inancı korumak için özgürlüğü savundu.
Ona “Batıyı taklit ediyor” diyenler, bugün kadınların seçme hakkını, gençlerin özgürce eğitimini, Türkçenin bağımsız bir dil olarak yaşamasını bile onun devrimlerine borçlu olduklarını unutuyor. Atatürk, Türk milletini başkasına benzetmek için değil, başkasına boyun eğdirmemek için çağdaşlaştırdı.
Gerçek şudur: Atatürk’e düşman olanlar, milletin bağımsızlık ruhuna düşman olanlardır. Fakat tarih defalarca gösterdi ki, hakikat iftiraya yenilmez. Atatürk, zaten milletinin kalbinde ebedi yerini aldı; ona saldıranların isimlerini ise tarih çoktan tozlu sayfalarına gömdü.
Atatürk bir kişi değil, bir milletin ayağa kalkışıdır. Bu gerçeği inkâr edenler, kendi karanlıklarında boğulmaya mahkûmdur.