Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun istiklal'den yoksun bir millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olma mevkiinden daha yüksek bir muameleye layık görülemez.
Ülkeyi savaşa sokanlar hayatlarını kurtarma derdine düşüp ülkeyi terk etmişler. Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, kendisini ve saltanatını korumak için alçakça tedbirlerin peşine düşmüş. Damat ferit'in sadrazamı olduğu hükümet aciz, haysiyetsiz ve korkak. Sadece vahdettin'in boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.
"Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an yapmaya hazır olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inanç ve itimadımız vardır."
"Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişimiyle geleceğin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır. Ne mutlu Türk'üm diyene!"
"Alçak girişimin benim şahsımdan ziyade mukaddes cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelmiş bulunduğuna şüphe yoktur. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır!"