“Ben ise sadece kitaplarla başbaşa kalacağım, gezintiler yapacağım, hayaller kuracağım, rahatsız edilmeden uzun uzun uyuyacağım bir dinlenceyi yaşamak istiyordum.”
Hem birinin düşünmesi nasıl engellenebilir ki? Felsefenin de akıldan ve düşünme isteğinden fazlasına gereksinimi yok. Ne şimdi, ne eski Yunan’da ne de XXX. yüzyılda. Yani, bir toplumda bir kadının felsefe kitabı yazması engellenebilir, boykot edilebilir belki ama düşünmesi engellenemez. Hiçbir toplum bir kadının kafasındaki platonik evren fikrine engel olamaz ki."
Yalnızlık yabancı diyarlarda çok daha büyür çünkü vatan da tıpkı yuva gibidir, ateş gibi, çocukluk gibi, ana kucağı gibidir; yabancı diyarlarda olmak sıradan bir otelde kalmak gibi hüzünlüdür, kayıtsızdır, bildik ağaçlar, çocukluk, hayaletler yoktur. Vatan tıpkı çocukluk gibidir, anne gibidir, yalnızken ve üşürken sarıp sarmalar insanı, ısıtır. Ama o, Martin, onun ne zaman annesi oldu ki?