“Ben ise sadece kitaplarla başbaşa kalacağım, gezintiler yapacağım, hayaller kuracağım, rahatsız edilmeden uzun uzun uyuyacağım bir dinlenceyi yaşamak istiyordum.”
Bir tek bellek zamana ve zamanın yıkıcı gücüne karşı koyabilir, bellek öyle bir şeydir ki sonsuzluğu bitmek bilmez geçiş annda yaşatabilir. Bizler -bilincimiz, duygularımız, deneyimimiz- yıllar geçtikçe değişiriz, tenimiz, çizgilerimiz de zamanın geçişine tanıklık etmek istermiş gibi değişirler ama taa derinimizde, çok karanlık bölgelerde, bir şey, dişiyle tırnağıyla çocukluğa, geçmişe, köklere, geleneklere, düşlere tutunur, bu trajik olaya karşı koyar: Bellek, gizemli belleğimiz. Belleği olmayan (Bruno kendi kendine bu korkunç bir şey olmalı, dedi), onu derinliklerinde meydana gelen yıkıcı ve olağanüstü bir patlamanın sonucunda kaybetmiş olanlar inatçı, uçarı, sahtedirler; zamanın anlamsız ve şiddetli rüzgarının oradan oraya sürüklediği yapraklara benzerler.