Düne geri dönemem, çünkü o zaman farklı bir insandım.
İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna inanmaktır.
Bugün düşündüğün şeye yarın dönüşürsün.
Beni şaşırtan ve isyan ettiren, Beni şaşırtan ve isyan ettiren, söylediklerinden ziyade söyleyiş tarzlarıydı. Duyan da benim orada, odanın kapısında ayakta dikilmediğimi zannederdi. Hem benden bahsediyorlar, hem de beni görmezden geliyorlardı. Onların gözünde insan değildim.
Olmayan bir varlıktım. Görünmez biri. Hatta görünmezlerden bile daha görünmezdim çünkü görünmezler en azından herkesin
çekindiği bir güce sahipti. Tituba'nın varlığı ise, ancak bu kadınların ona tanıdıkları gerçeklik kadardı.
Bana her şeyin yaşadığını, her şeyin bir ruhu, bir nefesi olduğunu, her şeye saygı gösterilmesi gerektiğini, insanın, atının terkisinde krallığını dolaşan bir efendi olmadığını öğretti.
Tüm bu savaşların perde arkasında, insanların çağlar öncesinden beri süregelen batıl inançları yatıyor. Herkes dünyanın kendine vadedildiği inancında. Dünyaya egemen olmak. Bütün mesele bu."