Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Asfalya altı öyküden oluşuyor. Öykülerde "Hristofyas Efendi, Meliha Ateş, Hikmet Bey, Melek (Angeliki), Ali Kemal, Selin Hanım, Leyla, Nikos... gibi kimlikler var. Öykülerde bu kişilerin farklı zamanları anlatılıyor. Bir öyküde Meliha Ateş ile Hikmet'in aşkı anlatılıyor. Başka bir hikayede Hikmet Efendi'nin ölümünden sonraki zamanlarda, artık yaşlanan karısı Leyla'nın gözünden görüyoruz eski yılları. Diğer öyküler de bu şekilde başka kişiler üzerinden bağlı birbirine. Birbirine yakın ya da uzak bir grup insanı farklı açılardan anlatmış yazar. Bu anlamda okuyucunun dikkatini çekmeyi başarıyor kitap. Ayrıca çok da edebi bir dil kullanılmış. Bu açıdan da şaşırtıyor insanı. Aslında bir roman olabilirmiş bu kitap. Yazarın ilk kitabı ve dikkatle okunmayı hak eden bir öykü kitabı. Çok beğendim.
Bir şeyi yeterince tekrar edersen onu topluma kabul ettirirsin. Toplum onu kabul etmemişse yeterince tekrar edilmediğindendir. Toplumun "gerçekleri", "hassasiyetleri" ve "değerleri" "çok söylenenler"den inşa edilir.
Romanın anlatıcısı Fikret. Üniversitede tarih hocası. Fikret'in eşi Nilgün ise sosyolog. Fikret Amerika'da Wisconsin'de oldukları yıllardan anlatmaya başlıyor. Üç farklı dönem var romanda anlatılan. Fikret'in üniversite yılları, Amerika'daki doktora yılları (Nilgün'le beraber), Amerika'dan dönüş, İstanbul yılları.
Fikret, kafasının içinde bir ileri bir geri gidip gelerek anlatıyor her şeyi.
Fikret, artık şiir yazmayan bir şair. Kitabın adı olan "Uyku Krallığı" da Fikret'in roman boyunca bahsettiği şiirinin adı. Üniversite yıllarında arkadaşlarıyla "Eşik" adında bir edebiyat dergisi çıkarıyorlar ya da çıkarmaya çalışıyorlar. Fikret, o yıllardan beri şiir yazmıyor aslında ama kafasında o hep bir şair.
İstanbul'da yaşadıklarını anlatırken arka planda hep bir eylem hareketliliği var. Anlatılan olaylar bana "Gezi" yi çağrıştırdı. Bunun dışında üniversitelerde de öğrenci hareketleri var. Fikret'in gönlü onlardan yana olsa da çok içinde olamıyor bu hareketlerin. Bu olaylarla ilgili anlattığı duygular pek çok insanla ortaklık taşıyordur eminim. Bunların dışında İran Devrimi'nden de bahsediyor.
Yazarın akıcı bir anlatımı var. Yoğun bir kitap olmasına rağmen sıkıcı değil. Bireysellikten toplumsallığa her şeyi içeren dolu bir roman.