Kitap, istikbale yollanan mektup. . . Smokin giyen heyecan, mumyalanan tefekkür. Kitap ve gazete. . . biri zamanın dışındadır, öteki "an"ın kendisi. Kitap, beraber yaşar sizinle, beraber büyür. Gazete, okununca biter. Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekalar topluluğunun. Bir neslin vasiyetnamesidir dergi; vasiyetnamesi, daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar.
İyi kızlar öfkeyi hissetmekte pek iyi olmamakla birlikte, kendilerini suçlamada çok başarılı olabilirler. Depresyon ve incinme gibi, kendi öfkemizin bilincine varmamak amacıyla suçluluk duygusu da üretebiliriz, Öfke ve suçluluk, bir arada bulunamayacak duygulardır. Başkalarına yeterince şey vermediğimizi ya da onlar için yeterince şey yapmadığımızı hissettiğimizde, yeterince almadığımız için öfke duymamız pek olası değildir. Önceden tanımlanmış kadın rolünü gerektiği şekilde yerine getiremediğimizi düşündüğümüz için suçluluk duyuyorsak, bu tanımı ya da tanımı yapanları sorgulayacak enerji ya da anlayışımız olmayacaktır. Öfkenin bilincine varmamızı, suçluluk duygusu ya da kendinden kuşkulanmak kadar engelleyecek hiç bir şey yoktur. Toplumumuz kadınlara öyle bir suçluluk aşılıyor ki, başkalarına duygusal hizmet veren bir istasyon görevi yapamadığımız için kendimizi suçlar hale geliyoruz.
"İyi kız" olarak nasıl davranırız? Gerçekte öfke ya da tepki uyandıran durumlarda sessiz kalırız; ya da gözyaşlarına boğulur, kendimizi suçlar veya öfkemizi saklarız. Ama sakladığımız aslında yalnızca öfkemiz değildir; ayrıca, açıklığın diğer insanı huzursuz edeceğinden, ya da aramızdaki farkları ortaya çıkaracağından kuşkulanırsak, düşündüklerimiz ve hissettiklerimiz hakkında açıkça konuşmaktan da kaçınırız.
Öfkeli kadınlar başkaları için neden bu denli tehlikelidirler? Çünkü eğer kendimizi suçlu, baskı altında ya da güvensiz hissedersek, olduğumuz yerde kalırız. Sadece kendimize karşı eyleme geçeriz ve kişisel ya da sosyal değişim yaratma çabasında olmayız. Öfkeli kadınlarsa, feminizmin son on yılında da görüldüğü gibi, hepimizin yaşamını sorgulayabilir, hatta değiştirebilirler. Oysa değişim, etkin bir şekilde değişim yaratmaya çalışanlar için bile, endişe verici ve güç bir iştir.