Gerçek hayat kaostan ibaretti fakat hayal dünyasının kendi içinde ürkütücü bir tutarlılığı vardı.İşlenen günahın ardından vicdan azabının gelmesine sebep olan şey de hayalgücüydü.Her suçun ucube yavrular doğurmasının sebebi de hayalgücüydü.Gerçeklerin dünyasında kötülerin cezalandırılıp iyilerin ödüllendirildiği falan yoktu.Başarı güçlüye veriliyor,yenilgi zayıfın eline tutuşturuluyordu.Hepsi buydu.
Hayat,başkalarının hatalarını yüklenemeyecek kadar kısaydı.Herkes kendi hayatını yaşıyor ve bu hayatı yaşamanın bedelini ödüyordu.Acı olansa,insanın çoğu zaman tek bir hata için çok fazla bedel ödemek zorunda kalmasıydı.Aslına bakılırsa,insan tek bir hata için sürekli bedel ödeyip duruyordu.Kader,insanla olan alışverişinde alacak defterini hiçbir zaman kapatmıyordu.
Öyle günahlar vardı ki hatırası işlemesinden daha çekiciydi;öyle zaferler vardı ki arzuları değil de kibri besleyip doyurur,duyulara verebileceği keyif ve tatmin duygusundan çok daha fazlasını zihne verirdi.Fakat bu,o tür günahlardan değildi;zihinden kazınıp atılması,afyonla uyusturulmasi gereken günahlardandı.Kişi onu boğmazsa,o kişiyi boğardı.