Ölüm yaşamın karşısı değildi artık. Ölüm, daha hayatın başlangıcının itibaren yaşamamın bir parçasıydı, istesem de, istemesem de bunu hiçbir çaba unutturamazdı.
Bir kez sözcüklere döküldüğünde klişe görünüyor ama o zamanlar bunu sözcükler değil, içimde bir duyum olarak hissediyordum. Ölüm, kağıt ağırlığının içinde de vardı, bilardo masasının üstünde sıralanmış kırmızı beyaz dört topun içinde de. Ve hayatımız boyunca onu ince bir toz gibi ciğerlerimize çekip duruyorduk.