Kalçalarına kadar inen uzun saçlarını kimse sevmedi. Kimse o saçları şefkatle taramadı. O saçlar hep hoyratça düzeltilmeye çalışıldı. O zaman karar verdi. Büyüdüğünde kendisi saçlarını çok sevecekti. Yetişkin bir kadın olunca saçlarını öyle sevdi ki dökülen her bir telde o küçük kızı hatırladı ve bir daha saçlarını hiç kısa kestirmedi. Saçların ne kadar uzun diyenlere hep gülümsedi. Çocukluktan kalma yaralı bir gülüştü bu. Bırakın uzasın demek istedi, çocukken okşanmamış her bir tel için biraz daha uzasın, biraz daha seveyim. Yine sustu. Artık çok alışmıştı önemli şeyler hakkında konuşmamaya. Yıllar ona, çok konuşup hiçbir şey anlatmamayı çoktan öğretmişti.